Trende Kız benim çok uzun bir süredir okumak istediğim bir kitaptı çünkü reklamı fazlasıyla yapıldı ve arka kapağında övgü dolu sözler vardı. Ama nedense araya başka başka kitaplar girdi ve en son kitap alışverişinde artık alayım okuyayım dedim. İlk önce konusundan bahsetmek istiyorum. Rachel,her gün aynı trenle sözde(!) işine gidip geliyor. Tren yolculuğu sırasında ise boşandığı eşiyle, eskiden yaşadığı mahalledeki evleri izliyor. Bu evlerde ise yaşamına özendiği bir çift var ve sürekli onların yaşamını,ne iş yaptıklarını ve adlarının ne olduğunu düşünüyor. Bir gün o evde yaşayan kadın kayboluyor ve Rachel o kaybolmadan önceki gün, sabah trende onu görüyor ve gördüğü şeyin onun kaybolmasında rolü olduğunu düşünüyor,böylece olaya ve özendiğin çiftin hayatına dahil olmuş oluyor. Benim kitaptan beklentim oldukça yüksekti. Herhalde oturur bir solukta okurum bende bir etki bırakır sanıyordum ama öyle olmadı. Belkide bu kadar övgüden sonra beklentiyi tavan yaptığım için böyle oldu. Kitabın dili oldukça basit ve akıcıydı. Her ne kadar kitabın ilk 100 sayfası falan Rachel'ın kendiyle mücadelesini ve sorunlarını anlatsada akıcı bir şekilde ilerledi. Yani kitap hemen olaya girmiyor açıkcası ve bu kısım biraz sıktı diyebilirim,yazarın boşu boşuna uzattığını düşünüyorum. Kitap gerilim ve aksiyon dolu diyemeyeceğim. Evet,gerildiğim heyecanlandığım yerlerde oldu ama bütüne baktığında gerilim arka plandaydı bana göre. Bir çok kitaptaki gibi bu kitapta da öne hemen bir şüpheli sürüldü ve tabi ki katil o çıkmadı. Aslında ben katili hemen tahmin edemedim ama son 50 sayfada kafamdaki şüpheliler listesine girdi. Zaten bütün olaylar ve sır perdesinin kalkması son sayfalarda oldu. Kitap 3 farklı kadının ağzından anlatılıyor. Rachel,kaybolan kadın(Megan) ve Rachel'ın kocasının yeni eşi