GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
164 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·80 syf.·
2017 8. kitabı
Bir çoğunuz Dönüşüm'ü duymuştur çünkü kendisi ünlü yazar Franz Kafka'nın en ünlü eserlerinden biri. Bende bir çok kişide görünce alayım,okuyayım dedim. Bittikten sonra neden birçok kişinin beğenmediğini anladım çünkü kitap çok düz bir kitap. Yani demek istediğim düz bir şekilde bakınca çok anlamsız bir kitap olarak görünüyor. Vermek istediği mesaj derinlerde. Bende okuduktan sonra her şeyi çözemedim,araştırmam ve başka insanların yorumlarını okumam gerekti. Psikoloji okuyan insanların çok büyük keyif aldığı bir kitap olmuş. Anca kitaba o yönden bakınca bir şeyler anlayabiliyorsunuz zaten. Konusu,bir sabah uyandığında kendini böcek olarak bulan bir adamla ilgili. Tabiki gerçekte bir insanın böceğe dönüşmesi oldukça sıradışı ve saçma. Eğer mümkün olsaydı ve ben o durumda olsaydım kesinlikle korkudan çıldırırdım ama hikayedeki adam daha çok işine gidemeyeceği için endişeleniyor. Bu da toplum baskısıyla alakalı olabilir çünkü bu işi yapmasının sebebi ailesinin borçlarını kapatmak borçlar bitince ilk işinin istifa etmek olduğunu açıkca söylüyor. Başta ailesi onun bu hali için endişelenirken zaman geçtikte onu bir yük olarak görmeye başlıyorlar. Odasına kız kardeşi dışında kimse uğramıyor ve kız kardeşide sadece yemesi için bir şeyler getiriyor ve bu süre zarfında ona bakamıyor bile. Gregor,normal bir insanken yerinden kalkamayacak kadar yaşlı(!)olan babası birden ayaklanıyor ve çalışmaya başlıyor. Hatta Gregor'un ölmesine sebep açacak olan elmayı ona atıyor ve elma sırtına saplanıp onu yaralıyor. Bir süre sonra kardeşi bile önemsemiyor onu. Buda demek oluyorki;insanların işine yaradığınız sürece seviliyorsunuz. Onun dışında bir yüksünüz. Ben daha çok şey anlayabilmeyi dilerdim bunların dışında. Ama yinede çok kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Hayatımın bir başka
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma
Reklam
9/10
·444 syf.·
2017 7. kitabı
Uzun süredir bu tarz bir fantastik roman okumamıştım ve gerçekten çok iyi geldi. Yoruma geçmeden önce belirtmek istiyorum ki bu kitap ciddi anlamda fantastik öğe içeriyor. Yazarın hayal gücüne hayran kaldım resmen,bu kadar özgün bir roman çıkarması çok büyük bir başarı bence. İçinde macera,fantastik vs bulunan kitapları çok severim ve uzun süredir daha çok distopya türünde veya romantik tarzda kitaplar okuduğum için özlemiştim. Konusuna gelirsek; Karou adında lacivert saçlı,doğuştan ellerinde Hamsa dövmesi olan ve Kimera adlı yarı insan-yarı hayvan canavarlar(?) tarafından büyütülen bir ana karakterimiz var. Kendisi Brimstone adlı Kimeraya diş tacirliği yapıyor. Yani insan veya hayvan bulabildiği her canlının dişini ona götürüyor. Karou doğuştan ebeveynlerini ve neden onu Kimeraların yetiştirdiğini bilmiyor. En önemlisi de Brimstone’un bu kadar çok dişle ne yaptığını. Hikaye kitabın yarısına kadar bu olay üzerinden geçiyor. Daha sonra Karou Kimeralar dışında başka yaratıklarında olduğunu öğreniyor.Melekler.Asıl macera Akiva adlı o meleklerden biriyle tanışmasıyla başlıyor.Bu arada kitabın Prag’da geçtiğini söylemeden edemeyeceğim. Böylesine büyülü bir kitap için harika bir mekan seçimi olmuş.Kitabı okuduktan sonra kalkıp Prag’a gidesi geliyor insanın.Son 50 sayfaya kadar idare eder bir kitaptı benim gözümde ama son sayfalara doğru olanlar ciddi anlamda beni şaşırttı ve kitabın sonu o kadar ortada bitiyor ki ister istemez ikinci kitaba başlamak istiyorsunuz. Bu kitabın neden film olmadığını anlamıyorum. Bu zamana kadar film olan fantastik türlerden eksiği yok fazlası var. Sağlam kurgu,fantastik yaratıklar ve onların dünyası,başka dünyalara açılan kapılar ve dileklerden oluşan kolyeler…Daha ne isteyebilirsin ki?Hem içinde o kadar boğacak ve fantastik öğenin üzerine
Duman ve Kemiğin KızıLaini Taylor · Artemis Yayıncılık · 20131,803 okunma
7/10
·574 syf.·
2017 6. kitabı
Öncelikle kitabın 2.Dünya Savaşı sırasında Hitler öncülüğündeki Almanyada geçtiğini söyleyeyim. Anlatıcımız bir insan değil. Ölümün ta kendisi. Azrail bize kitap çalan küçük bir kızın (Liesel) hikayesini anlatıyor. Kardeşi öldükten sonra annesi onu evlatlık olarak yeni bir aileye veriyor ve bütün olay böyle başlıyor.Heyecan,aksiyon,romantizm vs içermeyen bir kitap ama oldukça akıcı. Yazarın dilinden midir yoksa çeviriden mi bilemiyorum ama oldukça güzeldi ve ne çok sade ne çok süslü bir dili vardı. Kitap ilerlerken bir süre sonra Liesel'in üvey anne ve babası sanki onun gerçek anne ve babasıymış gibi hissediyorsunuz. Karakterler o kadar içten. Bide Rudy var tabii. Sonradan film olan kitaplardaki karakterlerden cuk diye oturanlardan biriydi. Gerçi filmdeki bir çok karakter çok güzel canlandırılmıştı. Kitabı Azrail anlattığı için olayları önceden biliyorsunuz ama yinede bu kitabı kötü yapmıyor. Bildiğiniz olay gerçekleştiğinde bir şekilde ya şaşırıyor ya da üzülüyorsunuz. Son kısımlarına doğru gözlerimin dolduğu bir kitaptı. Kelimelerle insanlara hükmetmiş bir adamdan ve kelimeler sayesinde kurtulmuş bir kızdan bahsediyor. Savaşın ne kadar kötü olduğunu bir kez daha anladım ve insanların nasıl bir an bile şüphe etmeden,yaptıkları yanlış da olsa başlarındaki insanı kuşkusuz takip ettiklerini gördüm. Masum insanlara yapılanlar ister istemez beni üzdü çünkü kitap her ne kadar kurguda olsa tarihin büyük bir gerçeğini barındırıyordu. İçinde Yahudilerden bahseden,yazarı yahudi olan veya baş karakteri Yahudi olan kitapları bir meydanda toplayıp yaktıları kısım çok sinir bozucuydu. Kitapların yakılması fikri tabiki hoşuma gitmedi. Durgun bir anlatımı olduğu için bazı kişilerin sıkılabileceğini düşünüyorum ama yinede bir şekilde kendine çekiyor,sonuçta kaç kitap Azrailin ağzından
Sinema
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma