GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
164 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Reklam
10/10
·68 syf.·
2017 11. kitabı
Kitap çok güzeldi. Bayıldım resmen. Ve ne yazık ki bazen çok beğendiğim kitaplar hakkında yazacak yorum bulamıyorum çünkü beni söyleyecek söz bırakmayacak kadar etkiliyorlar. Eminim ki bir çoğunuz bu kitabı duydu. Ve ilk kez bir kitap için neden okumakta gecikmişim dedim. Boşuna klasik dememişler,resmen kendi zamanının ötesinde bir yazar ve bir kitap... Konusundan biraz bahsedeyim; Bir kadının 13 yaşından öldüğü zamana kadar aşık olduğu adama dair duygularını anlatan bir mektuptan bahsediyor. Kitap yaklaşık 50 sayfa ve bir insan 50 sayfa boyunca aşkınımı anlatır diye düşünmedim değil. Hem klasik bu dilide sıkıcıdır demiştim. Ama beni bir güzel yanılttı. Gerçekten Stefan Zweig ya kadınları ya da aşkın sırrını çözdü bir şekilde yoksa bir insanın duygularını bu kadar net anlatamazdı. Mektup boyunca bilinmeyen kadının R adlı adama olan aşkını ,onu gördüğü ,onunla geçirdiği anların her saniyesini,onu bekleyişlerini ve acılarını okuyoruz. Kitap oldukça durgun. Hiçbir şekilde macera,olay vb bir şey yok. Ama sıkıcı mı ? Hiç değil. Sadece üzücü ve düşündürücü. Beni düşündüren tarafı daha küçücük bir kızken adamın yüzünü bile görmeden ona karşı bir şeyler beslemesi ve adam karşılık vermediği halde ölene kadar ona sadık kalması oldu. Bir insan nasıl başka bir insanı bu kadar çok sevebilir diye düşündüm. Beni üzen kısmı ise R nin düşüncelerine ait bir kısım olmayışıydı. Keşke mektup bittikten sonra yazar R nin ne hissettiğini ya da bir kez bile olsa kadına karşı bir şeyler hissedip hissetmediğini ve en önemlisi ölen çocuğa üzülüp üzülmediğine dair bir paragrafta olsa bir şeyler yazsaydı. Çünkü kadın her "Sen beni tanımadın"dediğinde ben üzüldüm. Kafamda her anını rahat rahat canlandırdığım bir klasikti. Alıp okursanız en fazla bir saatinizi alacaktır.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
8/10
·80 syf.·
2017 10. kitabı
Stefan Zweig kadın ve psikoloji dünyasında bir usta haline gelmiş adeta. Hani bazen bir şey hissedersiniz ve o hissinizi bir türlü kelimelerle ifade edemezsiniz. Ama bu kitapta ifade edemediğimiz hisleri o kadar güzel betimlemiş ki etkilenmemek mümkün değildi. Kitabın konusuna gelirsek;Burjuva sınıfından olan evli ve çocuklu bir bayanın,kendisinden genç bir adamla kaçmasıyla başlıyor olaylar. Herkes kadın hakkında kötü yorumlar yaparken sadece bir kişi onu savunuyor. Bu kişi Mrs.C. adındaki yaşlı bir bayanın dikkatini çekiyor ve neden evli bir kadının genç bir erkekle kaçmasını yanlış bulmadığını ,neden yargılamadığını soruyor. Aldığı cevaptan memnun oluncada yıllar öncesinden kimseye anlatmadığı,sır gibi sakladığı 24 saatlik bir olayı tüm gerçekliğiyle o kişiye anlatıyor. Bu kitap ilk okuduğum kitaba göre biraz daha hareketliydi ve bolca insan psikolojisini ve karakter analizini içeriyordu. Özellikle kumarhanedeki insanların ellerine bakarak onların nasıl bir karaktere sahip olabileceğinizi söylediği kısmı çok sevdim çünkü bende psikolojiyle ilgilenirim ve insanın hareketlerinin karakterini yansıttığını düşünürüm. Ama beni en çok çeken kısmı kadının "Onun hayatını kurtarmıştım."dediği kısımdı. Gerçektende birinin hayatını kurtarmıştı ve bence bir insanın yapabileceği en büyük şey budur. Bunun ötesinde olabilecek başka bir şey düşünemiyorum. Anlatımı yine güzel ve akıcıydı. Sıkılmadan bir kerede okudum ve her anını kolayca bir film gibi kafamda canlandırdım. Sonu her ne kadar istediğim gibi bitmesede oldukça güzeldi. Kumarın bir insanı uçurumun kenarına nasıl kolayca götürebileceğini göstermiş. Bazı şeyler o kadar karanlıktır ki hiç bir ışık aydınlatamaz. Kadının çabaları büyük bir ışıktı ama yinede kumarın karanlığını örtmeye yetmedi.Belki sonunun tahmin ettiğim
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2017 8. kitabı
Bir çoğunuz Dönüşüm'ü duymuştur çünkü kendisi ünlü yazar Franz Kafka'nın en ünlü eserlerinden biri. Bende bir çok kişide görünce alayım,okuyayım dedim. Bittikten sonra neden birçok kişinin beğenmediğini anladım çünkü kitap çok düz bir kitap. Yani demek istediğim düz bir şekilde bakınca çok anlamsız bir kitap olarak görünüyor. Vermek istediği mesaj derinlerde. Bende okuduktan sonra her şeyi çözemedim,araştırmam ve başka insanların yorumlarını okumam gerekti. Psikoloji okuyan insanların çok büyük keyif aldığı bir kitap olmuş. Anca kitaba o yönden bakınca bir şeyler anlayabiliyorsunuz zaten. Konusu,bir sabah uyandığında kendini böcek olarak bulan bir adamla ilgili. Tabiki gerçekte bir insanın böceğe dönüşmesi oldukça sıradışı ve saçma. Eğer mümkün olsaydı ve ben o durumda olsaydım kesinlikle korkudan çıldırırdım ama hikayedeki adam daha çok işine gidemeyeceği için endişeleniyor. Bu da toplum baskısıyla alakalı olabilir çünkü bu işi yapmasının sebebi ailesinin borçlarını kapatmak borçlar bitince ilk işinin istifa etmek olduğunu açıkca söylüyor. Başta ailesi onun bu hali için endişelenirken zaman geçtikte onu bir yük olarak görmeye başlıyorlar. Odasına kız kardeşi dışında kimse uğramıyor ve kız kardeşide sadece yemesi için bir şeyler getiriyor ve bu süre zarfında ona bakamıyor bile. Gregor,normal bir insanken yerinden kalkamayacak kadar yaşlı(!)olan babası birden ayaklanıyor ve çalışmaya başlıyor. Hatta Gregor'un ölmesine sebep açacak olan elmayı ona atıyor ve elma sırtına saplanıp onu yaralıyor. Bir süre sonra kardeşi bile önemsemiyor onu. Buda demek oluyorki;insanların işine yaradığınız sürece seviliyorsunuz. Onun dışında bir yüksünüz. Ben daha çok şey anlayabilmeyi dilerdim bunların dışında. Ama yinede çok kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Hayatımın bir başka
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma
Reklam