Puan vermedi·296 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:37
Hayatın gerçekleri bazen gözlerimizi öyle kör eder ki aslında görmemiz gereken,gizli ve değerli olan parçaları bulabilmek için zaman ayırmak istemeyiz. Aslında o gizli ve değerli parçaları farkedip yaşayabilirsek hayatımızın bir anda güzelleşebileceğini hissettiğim muazzam bir eserdi. Okurken kendimi masallarda gezinen biri olarak hissettim ve bu duyguyu hiçbir şeye değişmem (:
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Kusursuz Spoiler Sonunu Anlamayanlar Buraya
Puan vermedi·352 syf.··
2026 6. kitabı
Baştan söyleyeyim bu yorum kitabın sonunu anlamayanlar için özel olarak hazırlanmış spoiler içeren bir yorum olacaktır. Bu yorumu okuyorsanız zaten konusunu biliyorsunuzdur. Ben kitabin sonundan başlayacağım yorumlamaya çünkü kimse anlamamış. Eylül karakteri sayfalarca katman katman işlenmiş psikolojik derinliği olan bir karakter. Basitçe manipülasyona uğrayan ve sinirleri bozulan bir karakter demek haksızlık olur. Kitabın sonu yoruma açık bırakılmış evet ama bence kitabın içine serpiştirilen psikolojik bilgiler ve özellikle Eylül'ün kendi kendini camda gördüğü o sahne bize çok şey anlatıyordu. İnci karakteri ne kadar masum değilse Eylül de masum değildi ve İnci karakteri psikolojik olarak ne kadar tehlikeliyse Eylül ondan daha tehlikeliydi aslında. İlk olarak Eylül ve Emir'in film izlediği sahnede "bilişsel celiski" kavramından bahsediliyor. Bu kavram tam olarak yalan olarak adlandirilamaz zihin rahatsız edici bir gerçeği kabul etmektense ona anlamlı kılıflar uydurmaya başlar. Bir çeşit savunma mekanizmasıdır ve kişinin bilinci bu yaptığının farkında olmayabilir. Eylül Inci'nin yaptigi seyleri kendine bu sekilde kabul ettiriyordu. Ancak bu durum sadece bu sekilde de devam etmiyordu. Eylül'ün yaptığı çoğu şey kılıflar bulmak ve gerçekliği bükmekti. Asıl sorun bunu sadece Inci'ye karşı yapmıyordu. Kendine karşıda yapıyordu. O kadar kontrollüydü ki bu biraz narsistik kibire doğru kayıyordu. Yani aslında son sayfalarda İnci'nin söylediği kibirlisin sorunlusun ve farkında değilsin söylemleri doğruydu. Eylül'ün egosu oldukça kırılgandı. İkinci en önemli kısım ise Hikmet Hoca ile beraber Jung'un kolektif bilinçaltı teorilerinin gectigi kısımdı. Bu teorinin bu kitap için en önemli iki arketipinden bahsedecek olursak birincisi Persona, ikincisi Gölge. Persona, kendimizi
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026102 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma
7/10
·440 syf.··
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:16
Şehnaz'ın unutamama gibi bir sorunu var ve bu sorun annesinin ilk defa uyurgezer olduğunu öğrendiği gece başlıyor. Yani kendisi öyle tahmin ediyor. Bence genetik bi kader yazısı aktarımları da var. Ebesi nenesi anası kendisi hepsinin kadın erkek ilişkilerinde bir sorunları var ve bunu nesillerce aktarmışlar. Şehnaz o yüzden E. İle yıllarca metres hayatı yaşıyor. Girdiği döngüden bir türlü çıkamıyor. Değişik bir kitaptı. Ebesini anlattığı bölümlerden gram hoşlanmadım. Ama onun dışında keyif alarak okudum.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2026 5. kitabı
Herkesin hayatında dönüp dönüp baktığı bir "keşke" vardır. Gece Yarısı Kütüphanesi, işte tam da o keşkelerin peşine düşen bir kitap. Okurken yalnızca Nora'nın farklı hayatlarına tanıklık etmiyorsunuz; kendi seçimlerinizi, vazgeçtiklerinizi ve bugün olduğunuz kişiyi de sorguluyorsunuz. Bazen başka bir hayatın bizi daha mutlu edeceğine inanıyoruz. Daha başarılı, daha zengin, daha sevilen... Ama Matt Haig bize mutluluğun kusursuz bir yaşamda değil, bulunduğumuz anın kıymetini fark edebilmekte saklı olduğunu hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, insanın içine umut bırakması oldu. Geçmiş değişmese de geleceğin hâlâ yazılabileceğini, hayatın her şeye rağmen yeni sayfalar açabileceğini hissettiriyor.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:38
Gece Yarısı Kütüphanesi’nin ardından Gece Yarısı Treni’nin de bıraktığı hisleri sevdim. Hatta Gece Yarısı Treni’ni ilk kitaba göre bir tık daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim. Wilbur Budd adlı bir kitabevi sahibinin hayatındaki keşkelere ve iyikilere tanık oluyoruz bu eserde. Bir noktadan sonra Wilbur’a ikinci bir şans veriliyor. Hatalarını düzeltmesi adına. Bu noktada eminim ki okuyan herkes aynı noktayı düşünmüştür: Hayat denilen kumar sadece bir defa oynanıyor, ya bize de ikinci bir şans verilseydi? Bu şansımızı nasıl kullanırdık? Yoksa hayatın güzelliği tek seferlik yaşanıyor olmasından mı kaynaklanıyor? Bu sorular dönüp durdu zihnimde okuma boyunca. Hep ölünce hayatımızın gözlerimizin önünden bir film şeridi gibi akıp gideceği söylenir. Kitapta sevdiğim noktalardan biri de bu detay oldu. Dili yine oldukça akıcı. Gece Yarısı Kütüphanesinde bir noktadan sonra ihtimalleri okumak biraz sıkılmama sebep olmuştu ama bu kitapta her şey bence dozundaydı. Bir noktada Nora Seed ile karşılaşmak hoş bir sürpriz oldu. Zamanda yolculuk kavramını sevenlere ve merak edenlere gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
2026 Okuma Raporları
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026381 okunma