İnsan, yanlış seçimleri yüzünden değil; başka bir hayatın daha mutlu olacağına inandığı için yorulur. Oysa huzur, farklı bir hayatta değil, sahip olduğun hayatı kabullenip ona anlam katabilmektedir.”
Efsane Oidipus'u okuyup bunu icsellestirmiş bir genç , babasizliğı nedeniyle mi bu efsaneyi icsellestirdi bilinmez ama bu hikaye kendini gerceklestiren kehaneti hatırlatıyor. Babasızlık ve sonuçları derin ve incelikli işlenmiş . 70/ 80'lerin siyasi atmosferi , ruhu hakkında anlatılanlar merak uyandırıyor .
Hikaye öyle güzel, düzenli anlatılmış ki bu da Orhan Pamuk yeteneği sanırım, hiç kafanız karışmadan bitiyor kitap. Olay örgüsü çok güzel, metaforlar, semboller okumayı keyifli hale getiriyor.
Kahramanımız Cem, liseli toy bir genç hayatı tanımak belki de bir macera uğruna bir yaz kuyucu Mahmut usta ile çalışmaya gider , günlerce kuyu kazarlar, Cem bu arada kasabada kırmızı saçlı kadına kadına aşık olur, kader aslinda çoktan ağlarını örmüştür ve bu kadın babasının annesini aldattığı kadındır. Kadının peşinden gittiği bir gece tüm hayatı değişir hem ilk aşkına kavuşur,hem baba olur hem de ustasını öldürdüğünü sanarak kuyuda bırakıp kaçar. Sonrasında hayatı çok iyi gidiyor gibi görünse de gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
İlk kez bir Tarık Tufan kitabı okudum. Bayıldım resmen elimden bırakamadım.Sadece çay, kahve almak ve uyku molası verdim.Çalışırken bile aklım kitaptaydı hikayeyi merak ettim sürekli.Okuyun okutturun.Kalemine sağlık Tarık Tufan.
Herkese merhaba
Kardan Adam'ın Külleri serisinin ikinci kitabıyla karşınızdayım.
Bu kitapta Devin Komiser, kaçırılan oğlunu kurtarmak için zamanla yarışmasını okuyoruz.
Kitaba bayıldım. İlk kitabın sonunda gizemli bitmişti bu kitaptan devam ediyoruz.Kitap benim için gerçekten beklediğimden çok daha etkileyici bir devam kitabı oldu.İlk kitaba dair tüm sorularımız cevaplanırken yazarımız bizim için son kitap için yeni ip uçları bırakmış. Devin ilk kitapta da olduğu gibi güçlü ve zeki kadın karakterleri okumak beni hep mutlu etmiştir. Kitabı okurken en çok sevdiğim şey, olayların asla düz ilerlememesi oldu. Devin hem işinde başarıyla adından söz ettirmesini bilen hem de anneliği en güzel şekilde yapan güçlü biriydi. Devin karakterinin anneliği çok net hissettirilmiş kaçırılan oğlu için gece gündüz mücadele etti. Fakat Devin'in arkadan iş çevirmeye devam etmesi ve bunun hiç ortaya çıkmaması benim hoşuma gitmedi. Asrın'ı bulmak için yaptığı olaylar özellikle de Ayaz ile yaptığı iş birliğine bir türlü anlamlandıramadim. Esmer Başkomiser ile Devin'in yeniden bir arada olmak mükemmel bir deneyimdi ve şimdi bir sevgili ve zeki bir adam olarak yanımızda olmasına bayıldım. Devin'in en zor anında çok güzel destek verdi.Bence bu kitapta ikinci planda kaldığını hissettim.İlk kitapta aktif bir karakterdi. Çok fazla aşkları okuyamadık aşk sahneleri olsa kitap daha çok polisiye.Hikâye kısmına gelecek olursak da sürükleyici, heyecan ve gerilim doluydu. Son kısmında hem sevindiğim hem de beni gerilerek bırakan sahneler oldu.Kitapta aksiyon, polisiye, katil, mafya çeteleri, bilinmezler ve sırlar, aşk ve umut hepsi bir arada harmanlanmış. İlk kitaptaki o tattan daha güzel bir akışa sahip olması bayıldım. Her duyguyu hissettirdi
Bu kitap bir önceki kitapla bağlantılıdır.
Polisiye
Hiç seçtiklerim yerine seçmediklerimi ama içimde kalan o olası tüm hayatları yaşasaydım nasıl olurdu diye düşündüğünüz oldu mu? O spora devam etseydim, o kişi hiç ölmemiş olsaydı, o sınava daha çok çalışsaydım, kendime daha çok vakit ayırıp geliştirebilseydim, yeni diller öğrenseydim, zamanı daha iyi kullanmayı bilseydim mesela... Bunun gibi onlarcası belki. Ama hayatımız sadece seçtiklerimizden değil vazgeçip seçmediklerimizden oluşur. Bu kitap tam olarak bu olasılıkları anlatıyor. Yapmadığımız şeyler için pişmanlık duyup başka olasılıkların ne gibi sonuçlar doğurucağını hiçbir zaman bilemeyiz. O yüzden yaşadığımız anın kıymetini bilmeli ve bizim için en iyi zamanın bu olduğunu bilerek yaşamalıyız. Kendi hayatının pişmanlıkları arasında sıkışıp kalmış olanların okuyabiliceği en iyi kitaplardan biridir.
Ne yaparsan yap ne yaşarsan yaşa pişman öleceksin hewal adlı bu kitabımızda acaba yaşantım şöyle olsaydı böyle olsaydı konusuyla bazı şeylerin farkına vardırmayı amaçlıyor yalan yok okumayı düşünmüyordum bu kitabı hem piyasada fazla abartılmış olarak gösteriliyor olmasından hemde milenyum sonrası yazılmış romanlara karşı olan önyargımdan dolayı ama bu kitabı gayet beğendim ve yargımı kıracak bir devrimci olmuş oldu ama joe gey olmayaydı iyiydi ayrıca bu kitap hayatınızı veya yaşamınızı hor görenlere “abi valla diğer yaşamlarımı da gördüm en makbulü bu inan bana” demenizi sağlayacak bir sav veriyor karşınızdaki sizi deli olarak görmezse bu iyi bir karşılık olabilir başka bir evrende .Özetle konusuyla diliyle ,üslubuyla beğendiğim Herkese tavsiye edebileceğim bir kitaptı iyi okumalar.