Z kusagi olmanin şöyle bi illeti var sanirim: buyudugunuze hic ikna olmuyorsunuz. 30'una da gelseniz hala 99'lusunuz veya 2 binli. Hele de benim gibi bir ortamın veya grubun en kucugu olmaya alismissaniz, yasiniz hep 19 ..
Poğaça kokardı sabahlarımız...
İçimizde bilinmez bir keder.
Güzel günleri uzaktan çağırır gibi söylerdik seni,
Gelmeyeceğini bile bile...
“Ciao bella!”
Meğer o günleri güzel saydıracak
Daha kara günlere gebe imiş zaman...
Hiç sorma.
Biz de bu kadarını beklemezdik.
Âh bella...
Ben seni yine havalandırayım.
Penceremi açayım,
Kara bulut bu çağdan dağılmaz ama.
Belki gökyüzünde gezerken meleğim duyar.
Ne sever bu şarkıyı!
Ablasının kırık sesinden.
Gülümser...
Gözlerinin bebeğiyle...
Böylece varmış olursun sen de yerine
“Ciao bella...”
-alıntı
Birinin diğerine devamlı hak etmediği şekilde davrandığını görünce direkt hasedin kokusunu alırım. Çünkü haset eden, kıskanan kişi tahammülsüzleşir. Attığınız gül bile taş gibi gelir ona. Kendi varlıklarıyla bir yere gelemeyen, kendi benlikleriyle parıldayamayan insanlar tabî olarak ışık saçanlara karşı inanılmaz bir hınçla dolup taşabiliyor, kendi kimlikleriyle bir yere gelemeyeceklerini düşündükleri için de gelebilenlerin ışığına habire üfleyip duruyorlar. Yani bana sürekli kötü davranıyorlar diye oturup üzülmeyin. Size hak etmediğiniz şekilde davranan kişileri kaldırıp baktığınızda birçoğunun altında hasedin yattığını görebilirsiniz.