Sonra anladım ki geceler alıyor ellerini ellerimden,
Geceler çalıyor onu benden..

Umarım size iyi geceler diyen vardır. Bana yok. İyi geceler dilerim size

İyi geceler canım derdin. Gecenin iyiliğinden çok, canın olma düşüncesi yeşerir dururdu içimde. Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde karalarda koşanlar durup bana baktılar.

Özdemir Asaf

Şimdiki Zaman Çekiminde Bir Mahkuma Mektup
Sana bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum,
Azatlığın zirvesinde sohbete dalmış yıldızlar.
Zühre bir şarkı tutturmuş Babilden kalan,
Zavallı dünya habersiz, zavallı dünya sağır,
Bir Harut'la Marut bir de ben dinliyorum..
Derken kayıp gidiyor yıldızlardan birisi,
Bir intikam fişeği gibi saplanıyor karanlığın karnına.
Senin namına yıldızları kıskanıyorum,
Kimbilir kaç ışık yılı uzakta,
Öfkeyle kollarını çemriyor yalancı fecir.
İmanım gibi biliyorum vakit asılmak vaktidir,
Ve Taksim gazinolarinda trahomlu şairler,
Mısra arıyorlar masaların altında.
Kanını içiyorlar bilmeden Cennet atlarının
Ben yurdumun en sert tütününden bir sigara sarıyorum,
Dumanı cigerlerime değil iliklerime çekiyorum
Ne kadar ürkek ceylan varsa Asya çöllerinde,
Domaniç yaylalarında ne kadar dizginsiz at,
Başlıyor kılcal damarlarımda koşmaya.
Sıcak solukları yalarken alnimi,
Toynaklarını hissediyorum alyuvarlarımda..


sana bu mektubu evimin balkonundan yazıyorum
sağ elimi koyuyorum tam yüreğimin üstüne
çankaya yokuşunda söylediğimiz marşı duyuyorum
ulu kayalar parçalanıyor beynimin bir yerine
bir yerinde demirden dağlar eriyor
atlas yelkenli gemileri unutmuş bir kaç levent
viski kokulu bulvarlarda yavaş yavaş ölüyör
istediğin o seccadeyi hemen gönderiyorum
üstünde Kabe resmi ve anamın duaları var
ve bildiğin sebeplerden ben gelemiyorum
yine biliyorsun ki sevmedim ülküden başkasını 
başı dumanlı dağları dolunayı ufukları
birde çankaya yokuşunda söylediğimiz marşı
önce Allah sonra genlerim şahit..
Sevgimi üçbinyıl sonra doğacak torunuma yolluyorum
trahomlu şairler doğruluyorlar masaların altından
parmakları fahişelerin karanlık saçlarında..
benim kalemimden kan değil süt damlıyor
geceler boyu böyle geleceği emziriyorum
kahrolayım sevmedim ülküden başkasını
birde seni çok seviyorum..

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim

Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüregime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
Ayaklarimdan belli

Lambalar egri
Aynalar akrep melegi
Zaman çarpilmis atin son hayali
Ev miras degil mirasin hayaleti
Ey gönlümün dogurdugu
Büyüttügü emzirdigi
Kus tüyünden
Ve kus südünden
Geceler ve gündüzlerde
Insanliga anit gibi yükselttigi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
Ey gönüllerin en yumusagi en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
Çati katlarinda bodrum katlarinda
Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

veysel demirkol, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yıllar boyunca hayatıma eşlik etmiş olan, yumuşak, sıcak bedeni bedenime değerek, soluklarımız birbirine karışarak uzun geceler geçirmiş olduğum bir kadın benden kopuyordu ve içimde hiçbir kıpırtı uyanmıyordu; olanlara karşı çıkmıyor veya onu geri döndürmeye çalışmıyordum; bu kadının sağlıklı içgüdüsüyle gerçek bir insandan beklediği olağan duygulardan hiçbiri içimde uyanmamıştı.

Olağanüstü Bir Gece, Stefan ZweigOlağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig

“Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan.”
Ümit Yaşar Oğuzcan - İmkansız Aşk

Sonra Dersin Ki
Neden Bu Kadar çok Sigara Içersin ?
İçerim Işte …
Ben Yazmayı Pek Bilmem Dünya Güzeli
Sadece Geceler ışığı Kovalarken Gelir Aklıma Bir Kaç Kelime
Şafak Söker Ben Hala Oturduğum Yerde Sayıklarım Baş Harfini
Bazı Bazı Dem Tutar Kirpiklerim
Dans Eder Damlalarla
Bir Tükünün Ezgisi Gibi Temizlenir Gözbebeklerim
Garip Gelir Akşamlara Kadar Başını Beklediğim Günler
Sen Okulda Istikbalini Gözlerken
Ben Dışarda Hapis Beklerim Bulutlarla Başbaşayken
Çok Düşünürdüm O Vakitleri
Saçların Omuzlarına Elbise Olduğu Zamanlar Hani
İnadına Topladığın Halde çok Da Güzel Gelirdin Gözlerime
Öyle Ya ;
Türkü Gibiydi Saçların
Türkü Gibiydi Gözlerin
Sen Bakmaya Doyamazdın Ben Türkülerimi Söylerken
Her Yazdığımı Sana Dinletirdim
Bilmezdim Ben Nerde Ne Koyulacak
Virgülle Noktayı Hep Sevgili Zannederdim
Biri Kaybolurken öteki Yok Olacak
Ben Yazar Hüzünlenirken
Sen Ayır şu Kelimeleri Derdin
Ben Imlanın Sırası Mı Dedikçe Sen Karalayıverirdin
Şimdilerde Daha çok Karalar Oldum
Hatalarım Geldikçe Aklıma
Sonra Dersin Ki ;
Neden Bu Kadar çok Sigara Içersin
İçerim Işte…
Çünkü Küfür Sevmezdim Ben Ama Babam öğretti Sayıp Savurmayı
O Da Sevezdi Zaten Hayırsız Olmasaydı Evladı
Yoruldum Dünya Güzeli,
Yoruldum Bahar Sabahım,
Yoruldum Da Ota Boka Kızdıkça,
Babamı Hatırlayacağım…
Ama Söz Veriyorum,
Verdiğim Sözleri Sözlükten Bakıp Yazacağım.
Ben Yazmayı Pek Bilmem Dünya Güzeli,
Zaten Yazsam Da Anlamazsın,
Canım Sıkıldımı Karalarım,
Ona Da Iki Damla Gözyaşı Akıtırsın
Sonra Dersin Ki;
Neden Bu Kadar çok Sigara Içersin?
Ne Bileyim Ben Içiyoruz Işte…