Bu saatte seni uyutmayan nedir Nisera?
Hangi düşünce, hangi anı, hangi acı gözlerini kapatmana izin vermedi yine? Gece bazen insanın en büyük sessizliği olur. Herkes uyurken insan kendi içinde büyüttüğü şeylerle baş başa kalır. Gündüzün kalabalığı susturur bazı yaraları ama gece olunca o sesler yeniden duyulmaya başlar. Belki de bu yüzden bazı geceler bir ömür kadar uzun gelir insana.
Sana daha önce söylemiştim Nisera, benim sonuna geldiğim yolun başındasın diye. Ama bilmeni isterim, bu yol öyle sıradan bir yol değil. Bazen yürüdükçe açılmaz, bazen aynı yerde dönüp durursun. Çünkü insan geçmişinden kaçmaya çalıştıkça aslında ona biraz daha yaklaşır. Unutmaya çalıştığın her şey, başka bir yerden kendini hatırlatır. Bir şarkıda, bir cümlede, hiç beklemediğin bir gecenin içinde çıkar karşına.
İnsan eski anılardan kurtulmaya çalışırken önce o anıların kendisine bıraktığı ağırlıkla savaşır. Çünkü bazı şeyler sadece yaşanıp geçmez, insanın içine yerleşir. Bir bakış, söylenmemiş bir söz, yarım kalmış bir hikâye yıllarca insanın içinde sessizce bekleyebilir. Ve bazen insan acının kendisinden değil, o acıyla kim olduğunu unutmuş olmaktan yorulur.
Ama Nisera, uyumak iyidir. Çünkü uyuduğunda zihnin biraz olsun susar. O çok sevdiğin, çok düşündüğün, defalarca başa sardığın şeyler senden birkaç saatliğine uzaklaşır. Sabah olduğunda ise aynı yerde olmadığını fark edersin. Belki yolun hâlâ uzundur ama bir adım daha atmışsındır. Çünkü bazen ilerlemek, büyük kararlarla değil; sadece kendine biraz dinlenme izni vermekle başlar.
Rüyalar da bazen insanın içinden gelen sessiz mektuplardır. Onları dinlersen, sana neyi bırakamadığını, nerede takılı kaldığını gösterebilir. Ama her rüya geçmişe dönmek için değildir. Bazıları sana artık geçmişte kalmaman gerektiğini anlatmak için