Bir ölüm hastası için, ziyarete gelen adam, hastanın hâlâ yaşadığını anlatan biriydi; hasta,gelen adamla beraber yaşamaya, onun kadar kendini hayatta bulmaya başlardı, bu ziyaret hastanın çıkamayacağı sokağın hastaya gelmesi, dışarının odaya girmesiydi.
Camilerinin kurşun kubbelerinde fetih ordularının miğferleri duran İstanbul! Bir devrin ufka yuvarladığı bir dağ: Süleymaniye Camii! Altında bir millet ayağa kalkıyor gibi duran kubbe. Gökyüzünü madalyon bir ayna parçası gibi tutan, birer kız kadar narin minareler. Bunların ucuna her fetih bayrağından takılan bir hilal! İstanbul, Süleymaniye yapıldığı gün bizim oldu!
Muhacir, gideceği yer olmadan biteviye yürüyen hayalettir; adını bilmediği bir başka hayaletin ekmeğini yiyecektir. Fakat Moskof atı ve neferinin atlı ayaklı vahşetle kovaladığı Türk muhacirine nispet başka muhacirler seyyah kadar eşyalı, erzaklıdır.
93 Harbi’nde üç şeyin hududu yoktu: Hastalığın, açlığın, vatan toprağının.