10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:16
“Bir orduyu bir filin üstünde savaşa götüremezsiniz hanımefendi, bunu sadece erkekler yapabilir.” Kadının gücünden ve yapabileceklerinden habersiz söylendiği ne kadarda belli. İmparatorluk mührünü kullanan, krallık parası basan, kaplan vuran bir kadın fil üstüne ordu da çıkarır, eşini tek başına esir alındığı kaleden de kurtarır. Yeter ki fırsat verilsin ve imkanı olsun. Bahsettiğim kadın kim mi? Hemen söyleyeyim. Hindistan tarihinin en önemli kadını olan ‘Nur Jehan’. Babür hanedanının imparatoriçesi… Ne yazık ki gücünden o kadar korkulmuş ki yirmi yıl kendi evinde hapsedilmiş. Ah şu erkekler! Bizden bu kadar korkmasaydınız el ele neler yapardık kim bilir. Tarih yeniden yazılırdı. Hoş yine yazmışız adımızı bir yerlere. Ama özgürlük ve cinsiyet eşitliği için çok uğraşmışız kabul edin. Feminist değilim yoksa öyle miyim bilmiyorum ama kadınlar ile ilgili bir yazı, hikaye roman ce tarihin kıyılarında kalmış bir biyografi okuyunca mücadeleleri açısından aşırı gururlanıyorum aynı zamanda çektikleri acılar yüzünden de kahroluyorum. Sanırım ben insanım. Fazlaca empati özelliği olan Neyse kitabın konusuna geliyorum artık. Yeterrr diye bağıranları duydum. Taş devrinden başlayıp- Atom çağına uzanan muhteşem kadınlarımızın hikayelerinden oluşuyor. Tarihi kalıntılar ve araştırmalar ile taçlandırılmış. Önden söyleyeyim çok çok eğlenceliydi. Seçim hakkının bize verildiği okurla bağ kurmak için sorular sorarak cevapları maddeler halinde yazması ayrıca güzeldi. Bence saf bilgi insanı yoruyor. Hikayeleştirilmesi ne kadar doğru bilmiyorum fakat araya eğlenceli bir kaç sayfa bıraktığınız zaman tadından yenmiyor. Tarihçilere sesleniyorum alışılmışın dışında yazın ki herkes okusun. Zira kafamızı dağıtmak, kendimizi bulmak, boş vaktimizi değerlendirmek ve öğrenmek için okuyoruz. Dikkat
Seksen Unutulmuş Kadınla Dünya TarihiKatie Nelson · Maya Kitap · 20259 okunma
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4/10
·408 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Arthur ve Ben, 16 yaşında iki erkektir ve New York'ta yolları kesiştiğinde bunun evrenin bir mesajı olduğuna eminlerdir. Arthur, annesinin avukatlık şirketinde bir yaz stajı yapabilmek için New York'a gelmiş ve kendini son derece yalnız hissettiği bir yaz geçirmektedir. Ben ise yaz okuluna kaldığı için kendini son derece işe yaramaz hissederken bir de ilişkisinin bitmesiyle baş etmeye çalışmaktadır. Kitap son derece akıcı olsa da lise çağındaki aşk hikayelerini okumak sanırım artık pek bana göre değil. Bu gerçekliğin farkına varınca biraz üzüldüm. (Yaşlandığımı fark ettim.) Bu kitabı lisedeyken okusaydım gerçekten bayılırdım ve her iki karakterle de derin bağlar kurardım. Arthur'a pek çok konuda kızdım, özellikle de arkadaşlarına olan tavrı beni fazlasıyla rahatsız etti. Onları görmezden geliyor gibiydi, yalnızca kendi hayatıyla ilgileniyordu ve bu durum benim arkadaşlık anlayışıma ters düştüğünden Arthur'a fazlasıyla gıcık oldum. Ben'e de kızdığım çok konu vardı fakat Ben, pek çok açıdan 'green flag' olarak tanımlayabileceğimiz bir karakter olduğu için bunları görmezden geliyorum. Yine de, New York'ta birbirleriyle bağ kurmaya çalışan iki tatlı aşığın hikayesini okumak iyi hissettirdi. Eğer hızlıca okunacak, çerezlik, içinizi ısıtacak bir hikaye okumak istiyorsanız okuyun derim. 4/10.
Olur Mu Dersin?Adam Silvera · Pegasus Yayınları · 202514 okunma
9/10
·364 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:26
Kitap çok güzeldi, yalnızca benim kişisel deneyimim kitaptan almam gereken keyifi baltaladı. Hamilelik ve bebek tropeları benim için artık çalışmıyor. Çünkü 4 aylık bir bebeğim var ve şuan bir kitaptan günde 20 sayfa okuyabilmek bile lüks. Benim için bu kadar yorucu bir deneyimi kuş kadar hafif bir şekilde kurguya yedirince yazarlar sanırım biraz kopuyorum kurgudan. Kitaba gelecek olursak konuyu geçiyorum ve karakterlere geliyorum. İki ana karakteri de sevdim. Gerçekçi olmuşlar mı soru işareti ama pozitif bir hikaye okumak istiyorsak gerçekçilikten biraz ödün verebiliriz bence. Pozitiflik demişken kitabın mesajını, akıl sağlığı ile ilgili söyledikleri vs. çok sevdim. Yorgun ve iyi bir ruh halinde olmadığım bu dönemde bana gerçekten iyi geldi diyebilirim. Tek eleştirim bebekle ilgili yazılan kısımların gerçeklikten bence aşırı uzak oluşuydu. En azindan benim deneyimimle karşılaştırınca. Bebeğin sadece biberon verdim, altını değiştirdim gibi geçiştirilmesi beni sürekli kitaptan gerçek dünyaya atıp atıp durdu. Bebek bakmak asla bu kadar kolay değil ve eskiden asla takılmayacağım bu ayrıntı şimdi beni kitabın kurgusunda akıp gitmekten alıkoydu bazen. Elbette bu benim kişisel durumum. Çoğu romantizm kitabı sever için gayet mükemmel bir kitap olur bence. Yazarın okuduğum kitaplarını şimdiye kadar sevdim, kesinlikle devam edeceğim. İyi okumalar..
Hayat Çok KısaAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 202629 okunma
Kısacası, Arsen Lüpen demeye bin şahit ister...
6/10
·272 syf.··
2026 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:39
Yine içinde Arsen Lüpen olmayan bir Arsen Lüpen kitabı... Hani alışığım aslında buna, adam zaten gelende kitabın sonuç bölümünde karşımıza çıkardı ama bunda daha da farklıydı. Daha da alakasızdı. Arsen Lüpen'in yalnızca 5 sayfada adı geçiyordu, baş kahramanımızın başından geçen bir olayı anlattığı kısımdı o da. Karakterin kendisini bile okumadık biz, başka bir adamın ağzından anlatılmış 5 sayfa içerisindeki iki üç diyaloğunu okuduk yalnızca. Kısacası biz, polisiye bir roman okumak yerine yalnızca bir kadının hareketlerindeki sır perdesini aralayan bir savaş romanından başka bir şey okumadık. Kaldı ki savaş romanı sevmem, kaldı ki adam Arsen Lüpen olmadığı halde Arsen Lüpen'in yalnızca bir iki cümlesiyle bütün gizemli noktaları çözmesi, bir anda müneccime dönüşmesi olaylarını görmezden geliyorum. Ve ayrıca, madem Arsen Lüpen kendini ölü göstermiş, neden "Ben Arsen Lüpen'im!" diyerek kendisini ifşa etti ki? Tüm kitap boyunca bir yan karakter kılığında kurguya dahil olmasını beklemiştim ama beklentilerimi karşılamadı. Ha, unutmadan, başrolümüz de Arsen Lüpen'i başından geçen önemli bir olay olduğundan değil de, kayınçosu onun adını söyleyince hatırına geldiğinden anlattı Kurguya gelirsek, güzel noktalar vardı belki, evet. Ama benim sevmediğim bir çok durum mevcuttu. Kısacası pek de beğenmedim. Hatta doğrudan beğenmedim. Bir daha okuyacağımı sanmam, polisiye rafında bulundurulması gereken bir kitap olduğunu da kesinlikle sanmam. Aşırı derecede yapılmış Fransız güzellemesi ve bir kaçıyla bütün ülkeyi ele aldığında inanma hatasına düşülmüş Alman aşağılaması da cabasıydı.
Arsen Lüpen - Obüs PatlamasıMaurice Leblanc · Yediveren Yayınları · 202120 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 63. kitabı
Serinin ikinci kitabında da heyecan, aksiyon, merak, sihir, dostluk ve aşk su gibi akaraktan, son süratle ve yanında da bol kahkahayla devam ediyor. Ana karakter olan Alli yi okurken aşırı gülüyorum, mizah anlayışına ve alaycılığına delicesine bayılıyorum. Bu kitapta hiç beklemediğim ihanetleri, farkına bile varamadığım sırları, o dört gözle beklediğim aşkı büyük bir keyifle ve içime çeke çeke okudum diyebilirim. Hikayenin o kadar içine girmişim ki hangi ara başladım da hangi ara bitti hiç anlamadım bile. Velhasılı seriye ve Alli ye karşı olan sevdam her kitapla birlikte daha da büyürek devam ediyor, o yüzden son kitap bekle beni hemen geliyorum.:))
1000Kitap
Tüyler ve Kemik TahtıShannon Mayer · Ren Kitap · 20267 okunma