Ezginin Günlüğü Pir Sultan kızıyım ben de Banazda Kanlı yaş akıttım baharda güzde Koç babam astılar kanlı Sivasta Dar ağacı ağlar, Pir Sultan deyi, deyi Yıldızdır yaylası dost, Banazdır köyü Dost hey dost, dost hey dost Yaz bahar ayında medet dolanır suyu Sularda ağlaşır hey dost, Pir Sultan deyi Aradım eski hayalleri Vakitsiz geçip giden trenlerde Sevgili arkadaş yüzleri Dünya inan ki bildiğin gibi degil cocuk Geceydi ay vardi, bütün hayatımız Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi Dilimde bir genclik sarkisiyla Aradım eski hayalleri Dünya inan ki bildiğin gibi değil cocuk Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık Leyla sensin, sevdiğin hayal değil cocuk Eski bir sevdadır akıntıya karsı yolculuk Uzun bir yol vardı, nehir boyunca Derin yamaclardan daglara dogru Bir cocuk bulutlara cıkardı Gördüğü düşün kanadıyla
Müzik
Reklam
No: IX
Batan güneşi izledim gidişin gibi O geri gelir de seninki meçhule giden bir gemi
Eğer bir gün Hazreti Nuh aleyhisselam gibi gemi yapmak zorunda kalırsan; 'hani bunun denizi' diyenlere kulak asma. Sen tahtalara çivi çakmaya devam et. Yeri ve zamanı gelince Allah sana denizi getirecektir.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim Ölümüm birden olacak seziyorum. Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Aysel git başımdan istemiyorum. Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün Dağıtır gecelerim sarışınlığını Uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın. Aysel git başımdan ben sana göre değilim. Benim icin kirletme aydınlığını, hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün, gözlerim hızlandırır tenhalığını Yanlış şehirlere götürür trenlerim. Ya ölmek ustalığını kazanırsın, ya korku biriktirmek yetisini. Acılarım iyice bol gelir sana, sevincim bir türlü tutmaz sevincini. Aysel git başımdan ben sana göre değilim. Ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim. Sevindiğim anda sen üzülürsün. Sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, uzak yalnızlık limanlarına. Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Aşırı sağcı Ben-Gvir’in "Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz, İsrail ABD’nin bir sömürgesi değil" cümlesi ile Netanyahu’nun "Güvenlik şeridinden çekilmeyeceğiz" inadı, sadece bir askeri strateji değil; İsrail sağının siyasal ve sınıfsal hayatta kalma refleksidir. Beka Stratejisi: Netanyahu ve onun radikal ortakları (Ben-Gvir, Smotrich), içerideki iktidarlarını ve yargı karşısındaki dokunulmazlıklarını ancak ve ancak kesintisiz bir savaş statüsüyle koruyabiliyorlar. Trump ve Pezeşkiyan’ın Lübnan dahil tüm cephelerde ateşi kalıcı olarak kesmesi, Netanyahu hükümetinin içerideki meşruiyet zeminini bir gecede havaya uçurur. Bu yüzden Trump’a telefonda "Saldırılara devam edeceğiz" diyerek, bizzat ABD başkanının "büyük zafer" imajını sahada sabote etme riskini bile göze alıyorlar. Bu durum, küresel sermaye ile bölgesel militarizm arasındaki o organik bağın nasıl çatırladığını gösteriyor. ABD'nin (Trump'ın) Derdi: Petrolün akması, borsanın rekor kırması ("Motorlarınızı çalıştırın" tweet'i) ve finans kapitalin küresel risk primini düşürmek. Trump için Ortadoğu dosyası kapandı, Versay'da imzalar atıldı, bilanço temizlendi. İsrail'in Derdi: Bölgesel bir devlet olarak, yanı başındaki Hizbullah ve İran gerçeğiyle Amerikan koruması olmadan baş başa kalmak. Netanyahu çok iyi biliyor ki, ABD bölgeden elini eteğini çektiği an, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde tek başına bir işgali sürdürmesinin askeri ve ekonomik maliyeti uzun vadede katlanılamaz olacaktır. Bu yüzden "Mücadele bitmedi" diyerek, Washington'ı yeniden sahaya çekmeye, o çözülen zinciri zorla geri bağlamaya çalışıyor. Normal şartlarda yarın (19 Haziran) İsviçre’de bir imza töreni daha bekleniyordu ancak bugünkü Versay ve Tahran imzalarından sonra o masanın akıbetinin belirsizleşmesi, İsrail'in yarattığı bu diplomatik
1000Kitap
Reklam
Reklam