İhtiyarda öyle bir kuruluk, bütün insanlıkta, hatta dinde sığınak ve dayanak aramanın boş bir hayal olduğunu gösteren öyle hain ve alaycı bir zulüm vardi ki, Aliye önce ağzını açıp Hacı Fettah Efendi'nin temsil ettiği her şeye lanet etmek arzusunu duydu. Sonra kendi de nasıl olduğunu belirleyemeyeceği bir düşünce zinciriyle mevlit akşamını hatırladı. Hayır, din bu değildi, bu çirkin ve kaba Hacı Fettah Efendi'nin temsil ettiği şey değildi. Din, nurlar içinde sonsuz bir rahmetin, şefaatin görünüşüydü. Kundakta ümmeti için şefaat isteyen peygamberin, asi ümmetine sığınak olan büyük Muhammet'in diniydi, Hacı Fettah Efendi, din perdesine bürünmüş, dünya yüzünde şeytanın insanları üzmek için gönderdiği bir temsilciydi.