Batuhan

Batuhan
@genceyevski
28 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
19.yüzyılda kadın hareketi ve Jane Eyre !!spoiler!!
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 00:00
“Kadınların çoğunlukla pek sakin olduklarına inanılır, ama kadınlar da tıpkı erkekler gibi duygu sahibidir. Erkekler gibi onlar da zekalarını, yeteneklerini işletmek için bir uğraş, eylem alanına gereksinme duyarlar. Üzerlerindeki baskı pek ağır, sürdükleri yaşam pek durgun olursa acı duyarlar bundan, zarar görürler. Onlardan daha ayrıcalıklı olan erkeklerin, 'Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin,' demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir. " Erkek egemen dünyaya atılan, sessiz ama güçlü bir çığlık. Kimsesiz, yalnız bir çocuğun kendi ayakları üstünde duran başarılı bir kadına dönüşme öyküsü. Jane Eyre, karşınızda. 19.yüzyılda, Victoria döneminde geçiyor kitap. Kısaca dönemden bahsetmem gerekirse Victoria dönemi, kadınların her konuda baskılandığı, evlere kapatıldığı, ahlak kaygısının altında ezildiği - ki tuhaf (!) bir şekilde aynı dönemde erkekler bu kaygıya maruz kalmıyor - bir dönem. Öyle ki dönemin en güçlü, en yüksek unvanlardaki kadınları dahi bu düzene ayak direyemiyor. Direyememenin dışında ise yoğun bir kabullenmişlik davranışı görülüyor. Fakat bu düzen, götürdüğü onca şeyin dışında çok önemli bir kavramı doğuruyor: kadın hareketi, feminizm! Kitaba adını veren ve feminizmin başlangıcını müthiş bir şekilde yansıtan karakterimiz Jane, ilk sayfalarda bizi ölmüş amcasının eşinin evinde karşılıyor. Yazımın devamında çokça değineceğim bu ev, Jane'in psikolojik gelişiminde çok büyük ve yıkıcı bir etkiye sahip. Bu evde hor görülen, dışlanan, iblis yaftası yapıştırılan, istenmeyen çocuk ilan edilen Jane'in iç dünyasını yazarımız Charlotte Bronte şu altın değerinde cümlelerle aktarıyor: "Neden?..
Feminizm
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Reklam
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 20:39
Uzun zamandır bir kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar her türlü duyguyu hissetmemiştim. Veronika'yı, Mari'yi, Eduard'ı, Zedka'yı sayfalarca konuşmak istiyorum elbette ama önce konuşmak istediğim 2 konu var. İlki, acaba bu deliler gerçekten kim? İntihara kalkışanlar ya da 'Cennet Görüntüleri'ni çizmek isteyenler mi? Yoksa farklılıkları yargılayıp her gün aynı, tekdüze, sıkıcı hayatı yaşayan biz miyiz deliler? Neden güzün 'sözde' kasvetinden kaçmaya çalışıp hiçbir şeyi sorgulamadan, düşünmeden itaat edenlerin değil de yağmurun altında kahkahalar atarak koşmak isteyenlerin deli olduğunu düşünüyoruz? Peki ya gerçekten deli mi onlar? Kalıplara uymayı reddetmek neden delilik olsun ki? Aksine, bu Eduard'ın okuduğu kitaptakiler gibi dahi olmak değil midir aslında? İkincisi, yaşamak. Bir hafta sonra öleceğimizi bilsek yaşamaktan bu kadar korkar mıydık? Gerçekten ölmeye değer mi? Her gün yapmak istediğimiz şeyi erteleyip sistemin uydurduğu boğucu sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyoruz. Kendi istediğimizi yapmıyoruz bile. Yaşamak için gelmedik mi ki bu dünyaya, neden birkaç gülücük ve anı bırakmaya yeltenmeden hayata ayak uydurmaya çalışıyoruz? Belki de hayat ayak uydurduğumuz sürece değil de gülümsediğimiz sürece döngüsüne devam edebilecektir. Belki de bir kez olsun ajandamızdaki 'to do list' kısmına birkaç çarpı atmak yerine kalbimizi hala atıyorken keşfetmeyi denesek bu kadar zor gelmez yaşamak. Belki de Igor haklıdır, belki de gerçekten ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltiyordur, kim bilir?
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,3bin okunma