İmâm-ı Rabbânî Hazretleri mürşid-i kâmili şöyle tarif etmiştir: "Cenâb-ı Hakk'a vuslat yolunda kendisinden istifade ettiğin ve bu yolda kendisinden yardım gördüğün zâta denir. Bu,talim ve taallümledir, yoksa külah ve hırka giymekle veya şecereyle değildir."
"(Kamil) Alimler peygamberlerin varisleridir." buyurmuşlardır. İmâm-ı Rabbani Hazretleri, Peygamberlerin bıraktığı mirasın "ilm-i ahkâm" ve "ilm-i esrar" olmak üzere iki türlü olup hakiki vârislerin her iki ilimden de nasibi olduğunu beyan etmiş, sadece birinden nasibi olanların hakikî vâris olamayacağını ifâde buyurmuşlardır.
Bugün sorunumuz, Müslüman kıtlığı sorunu değil; sıkışınca yalan söyleyebilen, kafası bozulunca küfür edebilen, dara düşünce faiz yiyebilen, ilk fırsatta kul hakkına girebilen, iftira atabilen, yeri gelince harama bakabilen, eminliğini kaybeden Müslüman bolluğu sorunudur.
Evet, İslam hem cihattır hem de siyasettir. Ama unutma! İslam, aynı zamanda akrabayla ilişkiyi devam ettirmektir. İslam, ana-babaya hürmettir. İslam, komşuyla iyi geçinmektir. İslam, işçisine güzel davranmaktır. İslam, arkadaşına nasihattir. İslam, sözünde durmaktır, vaadini yerine getirmektir, borcunu ödemektir. İslam, iffettir, hayâdır. İslam, güzel ahlaktır. İslam, misafire ikramdır. Yetime, yoksula, kimsesize sahip çıkmaktır. İslam, yakınlarından başlamaktır.