1500'lü yılların sonu.... Londra'nın doğusundaki bir kasabada yaşayan Hamnet adında bir oğlan, telaşla merdivenden iniyor. Ateşler içinde yatan ikiz kardeşine yardım edecek birini bulması gerek.
Dünyada ne kadar çok “öteki” varsa o kadar çok farklı öykü var.
Bu kitap, savaş sonrası yurtlarından kaçmak zorunda kalan bedenlerin ve onları takip eden gezgin ruhların hikâyesini barındırıyor.
Neredeyse her konuda olduğu gibi mülteciler konusunda da insanlık ikiyüzlü. Denizde boğularak ya da bir kamyonda havasızlıktan ölen mülteciler söz konusu olduğunda herkesin vicdanı sızlarken, hayatta kalmayı başarmış “dışarıdan gelenlere” aynı merhamet gösterilmiyor.
Vietnam’dan Londra’ya uzanan bu öyküde; yürek burkan, insana ağırlık hissi veren bir acı var. Yerinden edilmenin ve bir daha yer sahibi olabilmek için harcanan emeğin sonsuz güçlüklerle örülü gerçekliği var.
Göç, kimlik, aidiyet ve travmalar üzerine bir yüzleşme.