Öncelikle çevirmenin ellerine sağlık, gerçekten çok başarılı bir çeviri, çeviri olduğu hissedilmiyor. Kitaba gelirsek, kitabın yazarının Yahudi olduğu kim olduğunu araştırmadan çıkarabiliyor. Kitap 1918-1942 yılları arasında Avrupa' daki bazı siyasi karakterlerin ölümlerine veya ödürülmelerine giden süreçleri anlatıyor. Troçki, Laval, Stefan Zweig, Rosa Luxemburg bunlardan bazıları. Kitabı okurken Yahudi propagandası yapan ucuz bir Holywood filmi izler gibi hissediyor insan, yazar sürekli ama sürekli lafı evirip çevirip Yahudilerin "mağduriyet"lerine getiriyor. Müellife göre bu dünyada Yahudi veya sosyalist/ komünist olmayan tüm insanlar gerici, kana susamış faşist. Mesele kan olunca Epstein adasında yaşananlar, Yahudilerin Filistinde işledikleri soykırım aklına geliyor insanın Hem Yahudi hem de solcu iseniz zaten bu sizi aliyyül âlâ konumuna yükseltiyor. Kitabın içinde ideolojik dayatmaya maruz kalmadan bilgi sahibi olabileceğiniz birkaç kısım olsa da, yazarın kavmine olan saplantısı bunları gölgeliyor. Son olarak, Güney Slavlar komplo ve cinayet işlemeyi 500 sene boyunca Türklerin "baskı, cinayet ve işkencelerine" maruz kalarak öğrenmişler, yazar öyle diyor.