Yoksa siz fasulyeleri tek tek sabunlamadan mı yiyorsunuz? "Şimdi onların tek bir amaçları var, her şeyi tekrar tekrar yıkamak." Ah durun, ya su da temiz değilse? Hiçbir şeyi "ya bir gün işime yararsa" diyerek atamamak... O kadar çok örneği var ki televizyonda "çöp evlerin" okuyunca şaşıramıyor dahi insan. Ya yararsa?
"... anlaşılmaya o kadar çok ihtiyacım var ki."
Bir kitap değil onlarca kitap bitirmiş gibi yorgunum şimdi. Her insan hayatı bir roman değil mi? O kadar çok insan tanıdım ki... Her birinin kendince dertleri. Dertler de kar taneleri gibi biricik, kimsenin derdi kimseninkine benzemiyor: kimse kimseyi anlamıyor. Bu yüzden belki de psikiyatristlere ihtiyaç duyuyoruz. Gidebiliyor muyuz peki? Bunun için önce hasta olduğunu kabul etmek gerek. Değilsek, her geçen gün gördüğümüz intihar haberleri ne? "Peki sence insanlar en çok neden intihar ederler?" Edenden çok o eşikte yaşayan insan var eminim. Ramak kala yaşıyoruz hayatı. Pamuk ipliğinde! Ha koptu, ha kopacak!
"Kendini suçlarken ne kadar acımasızsın."
Öyle bir çağdayız ki beden yorgunluğumuz azaldıkça ruh yorgunluğumuz artıyor. Dünya kalabalıklaştıkça insanlar yalnızlaşıyor, sevgi sözleri çoğaldı gerçek sevgiler azaldı, ulaşım kolaylaştıkça gelmek için değil gitmek için kullanır oldu insanlar. "İnsan Neyle Yaşar," diye soruyordu Lev Tolstoy, avuç avuç ilaçla yaşamaya çalışıyoruz bugünlerde. Özgürleştikçe kapana kısılır olduk: "Kendimi değil, başkalarının hayatını yaşıyorum." Ya da kendi hayatım diye dizayn edilmiş olanı. Terapi diye kitaplara tutunur olduk, onlar da elimizde kalıyor. İnsan en çok okudukça yaralanıyor. Okudukça düşünüyor, düşündükçe deliriyor. Okumuş ülkelerde intihar oranının fazla olması tesadüf mü sizce?
"Mutluluk insanları ne kadar güzelleştiriyor."
Ya mutsuzluk?
Bir sabah kalabalık bir