Bir gün, Güzellik ve Çirkinlik deniz kıyısında karşılaştılar. Biri, öbürüne "Haydi yıkanalım," dedi. Soyunup suya daldılar. Biraz sonra, Çirkinlik kıyıya çıkıp Güzelliğin giysilerini giydi ve yoluna devam etti. Güzellik de sudan çıktı. Giysilerini bulamayınca, çıplak kalmaktan da çok utandığı için, Çirkinliğin giysilerine
büründü. Sonra, kendi yoluna gitti.
İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar.
Ancak, kimi insanlar , ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.
Bir gün, Güzellik ve Çirkinlik deniz kıyısında karşılaştılar. Biri, öbürüne "Haydi yıkanalım," dedi.
Soyunup suya daldılar. Biraz sonra, Çirkinlik kıyıya çıkıp Güzelliğin giysilerini giydi ve yoluna devam etti.
Güzellik de sudan çıktı. Giysilerini bulamayınca, çıplak kalmaktan da çok utandığı için, Çirkinliğin giysilerine büründü. Sonra, kendi yoluna gitti.
İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar. Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler
onu gözlerinden saklayamaz.
Hangi ülkede olduğunuzu anlamak için parmağınızı toprağa sokup kokluyorsunuz. Ben parmağımı varoluşa sokuyorum, ama koku yok. Neredeyim ben? Ne demek dünyada olmak? Anlamı ne bu kelimenin? Kim çekti beni bütün bunların içine, sonra kim bıraktı böyle? Kimim ben? Nasıl geldim dünyaya? Neden kimse fikrimi sormadı? Neden buranın kurallarını, yolunu yordamını öğretmediler, neden gezgin bir köle tüccarından satın alınmışım gibi böyle saflara sokuldum hemen? Gerçeklik denen bu dev projeye nasıl katıldım? Katılmak zorunda mıyım? Seçim diye bir şey yok mu? Eğer seçme şansımız yoksa, o zaman müdür nerede? Ona iki çift lafım var. Müdür de mi yok? Peki kime yönelteceğim ben şikâyetimi?
(Tekerrür, 1843)