""Aşk avına çıkmak, şahinle avlanmak gibidir."
"Angela Vicario, aşk yoksunluğunun sakıncasını şöyle bir dokundurmaya cesaret edebildiyse de, annesi tek bir sözle onu susturmuştu."
"Aşk da öğrenilir."
"Kusura bakmayın, Bayardo," demişti dul adam, "ama siz gençler insanın yüreğinin nedenlerini anlamıyorsunuz."
"Düşünsene: İnsanın elinin altında onca miktarda para olsun da, basit bir gönül zaafı yüzünden hayır demek zorunda kalsın."
"Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu."
"Tanrı'dan tek dileğim, kendimi öldürmem için bana cesaret vermesiydi,"
"çünkü bir kadın için üzerinde gelinliğiyle bekletilmekten daha utanç verici bir talihsizlik olamazdı."
"İşleneceği bu kadar açıkça duyurulmuş bir cinayet olamazdı."
"Kafalarındaki saplantıya öyle bir dalmışlardı ki," demişti bana Clotilde Armenta, "lambanın gazını bile içseler üzerlerindeki baskıdan kurtulacak durumda değillerdi."
"O gün biz kadınların bu dünyada ne kadar yalnız olduğumuzun farkına vardım!"
"ama her şeyin üstünde de hayatta hiçbir yerin boş bir yatak kadar hüzünlü olamayacağını öğretmişti."
"Savaşçı balıkçılla düşüp kalkmaya cesaret eden şahini, tehlike bekler.
"Çünkü hayatın en sonunda kötü bir romana bu kadar benzeyebileceğini kabul etmek gelmiyordu içimden.
"Çok kolay oldu, " dedi bana "çünkü ölmeye kararlıydı.