8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Sally Page kaleminden Başlangıçlar Kitabı kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 344 sayfalık bir kitap •Hikayenin merkezinde, dört ay önce yaşadığı o sancılı ayrılığın yükünü taşıyan ve geçmişin gölgesinden kaçmak için Londra’ya, dayısının nostaljik kırtasiye dükkanına sığınan Jo var. Aslında mekan değiştirince dertlerin geride kalacağını sanıyoruz ama Jo’nun da dediği gibi; nereye gidersek gidelim o kırık kalbi de yanımızda götürmekten başka seçeneğimiz kalmıyor. Jo, o dükkanda sadece kalemi, kağıdı değil, kendi ruhunun parçalarını toplamaya çalışıyor. Ama asıl kırılma noktası, o yan dükkandaki Viking Eric’in dünyasına adım atıp aradaki o izole duvarları yıkmasıyla ve kırtasiyeye yolu düşen iki sıra dışı ruh olan Rahibe Ruth ve Malcolm ile tanışmasıyla başlıyor. •Jo’nun o kırılgan ama bir o kadar da gözlemci yapısı, dükkana gelen çekingen bir polis memuruna çay ikram edip zencefilli bisküviyle onun içini ısıtacak kadar şefkatli. Ruth’un o neşeli maskesinin altındaki Geçmişimizden kaçamayız, değil mi Jo? diyen hüzünlü bakışları içimi sızlattı. Hele Malcolm, Bence her gün yeni bir hikayedir Jo, sabahları uyanıp o günün getireceğini kabul etmeliyiz, diyerek hayata dair öyle güzel bir bilgelik fısıldıyor ki kulaklarımıza. •Jo'nun dükkanda uyguladığı bir rutin var ki beni benden aldı: Müşterilerin dolma kalemleri denerken kağıtlara bıraktığı o rastgele karalamaları, küçük notları toplayıp panoya iğneliyor. İnsanların farkında olmadan kağıda döktüğü o kelimelerden karakter analizi yapıyor. •İnsanın canı acıdığında, yeni arkadaşlara en çok ihtiyaç duyduğu anlarda aslında kabuğuna çekilip arkadaş edinmeye en az yetenekli hissettiği o ironiyi Jo ile birlikte ben de yaşadım. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2018 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2018 00:00
Kitap hakkında nasıl yorum yapacağımı çok düşündüm. Şimdi yazacaklarım çekişkili gelebilir ama yapacak bir şey yok öyle hissediyorum. Polisiye gerilim okumayı çok severim, içinde korku da varsa tadından yenmez benim için. Bu kitapta hepsinden eser miktarda kullanılmış. Tam anlamıyla gerilim desem değil, polisiye desem değil, korku desem değil, varla yok arası bütün duygular ama nasıl olduysa sevdim çünkü hep bir aksiyon ve gizem var. O aksiyonlar da bazen büyük tesadüflere dayanıyor. Mesela bir grup kadın kaçırılıyor bir Allah'ın kulu da çıkıp nereye kayboldu bunlar demiyor. Ne bir soruşturma ne bir polis, hoş kaçırılanlar bile demiyor neredeyse. "-bayan sizi kaçırmam lazım - geçerli bir nedeniniz var mı? - gidince öğrenirsiniz. - peki gidelim" gibi bir şey. Yapılanların nedeni en başta belli olduğundan, neden kaçırıldıklarını bildiğiniz için okurken yadırgamıyorsunuz ama sonra düşününce durum bu. Otopark işleten, kızıyla birlikte yaşayan, para kazanmak için bir yere kadar ödün verebilen bir adam... Harita yorumlayan, antika dükkanı olan bir şehir kaşifi... Kendisinin de bir ucundan tuttuğu gizemi çözmeye çalışan gözü kara bir kadın... Rüşvet vermeyi el altından iş yaptırmayı, yapmadıkları zaman ortadan kaldırmayı maharet bilen bir iş adamı!... Onun tetikçiliğini yapan ve haritaları hayatının merkezine oturtan bir psikopat. Tüm karakterler kendi çaplarında biraz psikopat aslında. Kısaca yeraltı dünyası hesaplaşması diyebiliriz. İster etik olsun ister olmasın sondaki adalet anlaşıylarına bayıldım "ohh" dedirtti bana. Sürekli hareketli oluşundan kopmadan okudum. Bölümlere ayrılmış, her karakterin gözünden ayrı ayrı anlatılmış olmasını ayrıca sevdim. Herkesin bir hikayeye ihtiyacı vardır. Doğru olması şart değil... Elinizde varsa bekletmeyin okuyun derim. Keyifli
Haritalı AdamGeoff Nicholson · Olimpos Yayınları · 2016653 okunma
Reklam
10/10
·312 syf.··
2026 10. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:59
ah Jesse üzümlü kekim.... Buradaki yorum tamamen Spoiler içerir!!! Şimdi kitabı çok sevdim. Yazım şekli olayların kurgusu falan muazzam. Hatta karakterle o kadar bağ kurdum ki gerçek kişilermiş gibi sanki tanıyormuşum gibi hissettirdi. Bu his yüzünden de kimi yerlerde çok kızdım çok üzüldüm. Olan Jesse'ye oldu kim ne derse desin. Yok sonunda mutlu bitmiş mutlu vedalaşmışlar, Jesse başkasına aşık olmuş da bilmem ne. Ben tamamen Jesse tarafındayım. Emmacım acaba aynısı kendi başına gelse neler yapar. Çok sevdiği Sam'i 3 yıl sonra evli başkasına aşık bulmasını umut ediyorum. Ayrıca ya kocan senin için denizleri aşmış gelmiş (mecazi anlamda değil gerçek anlamda adam günlerce yüzmüş ya ) bir geliyor karısı 180 derece dönmüş. Sen demedin mi bu çocuğu yok yurtdışına gidelim yok orayı gezelim burayı gezelim o zaman siz baştan beri ayrı dünyaların insanıymışsınız. Gitseydin o zaman lisede Sam'e. Neyse sinirlenmiyorum. Mıymınık Sam ile Emmanın hikayesindense Jesse neler yaptı nasıl atlattı onları okumak isterdim. Adam 3 yıl adada kalmış hastalıklar kapmış bu adamın yanında olmak ve destek olmak zorundasın bana göre. neyse özetler kitabı çok sevdim en çok Jesseyi sevim diye belirtmeme gerek yok sanırım.
Tek Gerçek AşklarTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 2023382 okunma
Bu sefer sandıktan ne çıkacak
Puan vermedi·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:11
İhsan Oktay Anar’ın romanlarında dikkatimi çeken ortak noktalardan biri de sandık motifi. Neredeyse her kitabında bir şekilde karşımıza çıkan bu unsur, yazarın anlatı dünyasının vazgeçilmez parçalarından biri gibi. Sanki Anar, her romanında okurunun önüne yeni bir sandık koyuyor; biz de kapağı aralandıkça yalnızca hikâyeyi değil, hikâyenin ardında saklanan anlamları da keşfediyoruz. Tiamat da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Roman oldukça akıcı ilerliyor. Olaylar hız kesmeden devam ederken Anar yine kendine has diliyle gerçek ile hayali, ciddiyet ile mizahı ustaca harmanlıyor. Kitabın sayfa sayısı çok yüksek olmasa da içine sığdırdığı dünya oldukça geniş. Bazı denizcilik terimleri ve teknik ayrıntılar zaman zaman okuma hızımı düşürdü. Ancak bu detaylar kitabın atmosferine hizmet ettiği için çok da rahatsız edici gelmedi. Zaten Anar okurken her şeyi eksiksiz anlamaya çalışmaktan çok, anlatının akışına kendini bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Yazarın eserlerinde sıkça karşılaştığımız o gizemli obje ya da sandık motifi burada da hissediliyor. Sanki karakterler kadar eşyaların da bir hafızası var ve hikâye, saklanan bir sırrın etrafında dönüyor. Bu yönüyle Tiamat bana yine klasik bir Anar romanı hissi verdi. En sevdiğim tarafı ise kitabın okuruna kesin cevaplar vermemesi oldu. Son sayfayı kapattığınızda aklınızda olaylardan çok sorular kalıyor. Belki de İhsan Oktay Anar’ın büyüsü tam burada yatıyor: Hikâyeyi bitiriyor ama düşünmeyi bitirmiyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde denizin tuzu, birkaç güzel cümle ve cevabını kendim arayacağım sorular kaldı. Belki de bu yüzden son sözü kitaba bırakmak en doğrusu: “Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:14
Geçmişe gidebilseydiniz kiminle görüşmek isterdiniz, ne yapmak isterdiniz? Şartlar, içilen kahvenin soğuma süresince ayrılan bir miktar zaman ve ne olursa olsun şu an için hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği… Uzun uzun düşündüm eğer bir şeyler değişmeyecekse neden geçmişe gidelim ki? Ama umut ve merak bir insanı yerinde bırakmayan iki kavram. Kim olursa olsun yine de denemek isterdi bunu. Bazı kitaplar maalesef içime işlemiyor. Bu kitapta onlardan biri oldu. Evet, özgün bir konuda dört öyküyü minik bağlantılar kurarak ve bunu da basit bir dille anlatmış ama okurken çok zevk alamadım. Hayatın ne geçmişte ne de gelecekte olmadığını aslında yaşadığımız andan ibaret olduğunu mesaj olarak iletiyor. Ama sanki mantık hataları vardı. Bir de öyküdeki kişilerin duygularına yok denecek kadar az yer verilmişti. Belki de okumak için yanlış bir zamanlamaydı, bilmiyorum. İyi okumalar dilerim.
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:28
#KitapYorum #CenkKayakuş #SonFiravun #KanonYayınları #Kitabaaşıkokumayasevdalı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "SON FİRAVUN" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Cenk Kayakuş kitaplarını okumak bana göre ayrıcalık. Öncesinde "KAYIP KITA", "UÇUŞ 345" isimli eserlerini okumuş çok beğenmiştim. İçimden de gizliden diğer kitaplara talibim düşüncesi altın yaldızlı hazine notluğuna okunmak üzere eklemiştim bile. Hepsinde heyecan, gizem, merak, adrenalin, gerilim tavan. Elinizdeki kitaplar bittiğinde, ne okurum derdi sarmışsa, sıkılıp bunaldıysanız, arayıştaysanız eğer zulanuzda Cenk Kayakuş kitapları varsa çok şanslısınız, kurtardınız günü diyebilirim. Hani yemek sonrası en sevdiğiniz tatlıya sıra gelir ya!.. Tam da bu iştahla "SON FİRAVUN" a tutundum desem mübalağa etmiş olmam. Her sayfa heyecan, gizem, aksiyon, gerilim. Tüm duygularınız fişini elektrik prizine takmışcasına aydınlanıyor. Kendinize geliyorsunuz. Hani çok susarsınız su ılık gelir, o sıcakta bir işe yaramaz. Yavandan mideye yuvarlarsınız. Bu eser tüm dıyguların hakkını veren cinsten. Yani o soğuk suyla dirilişiniz bu kitapla kavilli. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. Hadi şimdi Mısır'a gidelim, kızgın çöllerde kahramanımız Hakan Geda neler yaşamış konuya ekmek bandıralım. "SON FİRAVUN" Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi, II. Dünya Savaşı ve günümüzü birleştiren gizemli bir hazine avını konu alan bir macera romanı. Topkapı Sarayı’ndaki "tılsımlı gömlekler" gibi somut tarihi ögeler ve Herihor hazinesi gibi arkeolojik mitler kurgunun omurgasını oluşturuyor. Temposu yüksek, kronolojik katmanlar arasında köprüler kuran, tarihsel gerçekliklerle kurguyu harmanlayan sürükleyici
Son FiravunCenk Kayakuş · Kanon Kitap · 202241 okunma
Reklam
Reklam