"Açlık, diye düşündüm: gözlerin açlığını hissediyorum, öyle bir açlık ki gözlerimi kırpmak bile istemiyorum. Bu denizler, bu dağları onları bakışımın üzerine öyle derin dağlamak istiyorum ki nereye gidersem gideyim hep önümde olsunlar. Bu dünyaya duyduğum sevginin açlığını çekiyorum."
"Sarılmanın gerçek anlamını kavramaya başlıyorum. Bize sarılsınlar diye sarılırız. Geleceğin kolları bize sarılsın diye kucaklarız çocuklarımızı, ölümün ötesine geçmek için, alınıp götürülmek için. Sana sarıldığımda hep böyle olurdu, her zaman. Çocuklarımız bize annelik etsin diye doğuruyoruz onları."
“Onların yüzlerini görmek istiyorum, onlar uyurken göz kapaklarının üzerinde dolaşmak istiyorum, aniden rüyalarına girmek istiyorum, bütün gece alınlarından göz kapaklarına, göz kapaklarından alınlarına gidip gelmek istiyorum. Ta ki kâbuslarında kanayan gözlerimi görünceye kadar. Benim sesimi duyana kadar. Neden bana ateş ettiniz, beni neden öldürdünüz?”