Bir gün gelir bu mezarlık imgesi her
kafanın içine yerleşir. O güne dek genellikle masmavi bir gökyüzünün altında açık yeşil yapraklar ve çiçeklerle kaplı olmuş olsa da. Sonunda mezarlık kaçınılmaz şekilde renk
değiştirir. Açık yeşil renkli yapraklar dökülür, çiçekler solar ve mavi gök soluklaşarak, boşluk gibi her şeyi yutan bu geniş gri gökyüzüne döner. Bir gün bizi de yutacak ve arkamızda,
hayatta kalanların zihni dışında hiçbir iz kalmayacaktır.
Hayattaki son kişi de öldüğünde tamamen silineceğiz.
Çifte bir hayat süreriz. Biri dışa dönük, biriyse içe dönük. Güvenilir olan içteki hayatımızdır.
Dışarıdaki hayat bir yanılsama halini almıştır.
Yani dışarı çıkıp sokaklarda dolaştığımızda, aslında dış dünyadaki sokaklarda değil, içimizdeki sokaklarda yürürüz.