Tyt & Ayt
Öncelikle yarın TYT’ye, pazar günü ise AYT’ye girecek tüm adaylara başarılar diliyorum 🌸Bu platformda zaman zaman onların paylaşımlarına da rastlıyordum☺️ Az önce, gözetmen olduğum için ben de giriş belgemi aldım. Bir anda aklıma kendi TYT ve AYT’ye girdiğim günler geldi. O zamanlar gözetmenlere çok özenirdim. “Ne kadar mutlular, ne kadar rahatlar” diye düşünürdüm. Bazı gözetmenler aşırı ciddi ve gergin olabiliyor. Gözetmen olanlardan ricam, mümkün olduğunca güler yüzlü olmaları. Zaten sınava giren adaylar yeterince heyecanlı ve stresli geliyorlar biz de onları ayrıca germeyelim.Benim sınıfıma rastlayan olursa güler yüzle karşılayacağım her zaman olduğu gibi 😇😇 Tüm adaylara gönüllerince geçecek bir sınav diliyorum. Başarılar 🥰🦋🦋
Çöp Tenekelerine gitmeyin.
Üniversite giriş sınavlarına girecek olanlara; iki örgün bitirmiş, iki AÖF bitirmiş ve halen bir tane örgün de okuyan, aynı zamanda öğrenci yetiştirdiğim için naçizane tavsiyem, Türkiye’nin her anlamda saygın, akademik kadrosunda uluslarası makaleleri bol olan ve o camia da saygı gören akademisyenlerin olduğu üniversiteleri seçin. Kesinlikle sonradan açılan işletmelere gitmeyin. Oraları; sizler işsiz görünmeyin, gittiğiniz yerde tüketim ekonomisi gelişsin, eğlence sektörü oluşsun, inşaatlar dikilsin diye açıldı. Zaten oraya gidenler ölse dahi hiçbir zaman atanamayacak, zira KPSS ( kalkmazsa eğer) sizden lisede gördüğünüz temel dersleri istiyor. 120 sorudan en az 85 net yapmanız gerekecek ki sizler zaten o çöp işletmelerine üç beş soru çözüp girdiğiniz için asla ve asla yüksek net yapıp, atanamayacaksınız. Birkaç yıl dahi olsa gece gündüz ders çalışın, iyi bir üniversite ve aynı şekilde atanması olan ya da önü açık bölümleri seçin. Aksi halde o işletmelerde zaman öldüreceksiniz ve hiçbir zaman hayalini kurduğunuz hayatlara erişemeyeceksiniz. İster dinleyin, ister dinlemeyin, biz 60 üniversite varken 86 netle zar zor girmiştik ama neticesinde KPSS’de 90’lara yakın puanlar alarak atandık. Adam 4 Türkçe sorusu çözmüş, üçü yanlış biri doğru, bu aptal netlerle edebiyat bölümüne gitmiş. Bu dingil kendi Türkçe bilmezken hasbel kader formasyon alıp, Türkçe derslerine girecek ( geberse dahi atanamayacak o ayrı ama hadi oldu diyelim) Türkçe bilmeyen adamın Türkçe dersine girdiği aşağılık bir gelecek bekliyor bizi.
Reklam
Akşam karanlığında yılbaşı günü öncesi falandı. Yıl 2022 falan. Yürüyorum saat sekiz gibi. İşlek bir caddede dükkanların önünde yürüyordum. Arkamdan bir erkek beni takip ediyor gibi gelmişti. Dedim ki "hayal gücüm." İki adım attım ve yan tarafımdan yürümeye başladı. Adımlarımı hızlandırdım. Aniden önüme çıktı. "Pardon! Yurda giriş saatiniz kaçtı? Beni duymadınız galiba" dedi. Şöyle bir süzdüm. Benden birkaç yaş küçük birine benziyordu. Zayıftı. Boyu da çok uzun değildi. İki çaksam yere düşerdi. Bir şey yaparsa ağzını yüzünü kırarım diye düşündüm. Yurda giriş saatini söyleyip yürüdüm. Çocuk beni yine takip etti. Gidip marketten iki tane içecek aldım. Enerji içeceğiydi. "Sen beni neden takip ediyorsun?" dedim. Sustu. Cevap vermedi. Ben de enerji içeceğinin birini uzattım. Parka doğru yürüdü arkamdan. Parka gelince durdum. Niye beni takip ettiğini tekrar sordum. İnsanlarla sohbet etmeyi sevdiğini söyledi. Ona insanlarla sohbetin böyle başlatılmayacağını söyledim. Yaşını öğrendim. Ben o yıl 21 yaşındaydım. O da 19 yaşındaymış. Daha üniversiteye gitmiyormuş. Instagramımı istedi. O yıl önüme geleni eklerdim ve zaten hesabım bomboş gibiydi. Sallamadım. Takipleştik. Sonra ben yürüyüşe gideceğim dedim. Gittiğim yerde kimse yoktu. Bu da takip etti. O da yürüdü. Sonra döneceğimi söyledim. Gece açık olan kütüphaneye gideceğimi söyledim. Şarj aletimi yurttan almam gerekiyor diye söylendim. Bu da gelmek istedi. Evi de yürüyüş yerine yakınmış. Gidip o da şarj aleti aldı. Gidiyoruz kütüphaneye doğru. Bu anneannesinin evine gidip makarna yemeyi önerip duruyor. Anladım ki bu çocukta var bir şey. Neyse kütüphaneye gittik. Bu kez saçımla oynamaya çalıştı. Bir güzel eline vurdum. Yapmamasını söyledim. Sonra kütüphane önüne yürüyeceğim diye çıktım. Bu yine makarna yemeye anneannesine
1000Kitap
İnsan ancak sevilerek sevmeyi öğrenebilir
Freud'un Narsizme Giriş metninde ortaya koyduğu üzere, öznenin nesneye; dünyaya yatırım yapabilmesi (nesne libidosu) için nesne olarak yatırım yapılmış (benlik libidosu) olması lazım. Yani öznenin sevebilmesi için sevilmesi gerekir. Zira insan ancak sevilerek sevmeyi öğrenebilir. Kendi sırasında öznenin de sevilmesi hayatidir. Çünkü nesne olarak yatırım yapılmış olması, yani sevilmiş olması, benliğin kendi parçaları tarafından kısmi denen dürtüler tarafından agresyonunun kendisine dönmemesi için elzemdir. Aksi durumda söz konusu olacak olan, benliğin dezorganizasyonu sebebiyle dağılmış olmuş olacağıdır. Dolayısıyla nesne olarak yatırılmış olmak, yani sevilmek, dağılmamanın ve dünya ile ilişki kurmanının zorunlu önkoşulu olmaktadır. Buradan da görüldüğü üzere, neden sevilince dünya ile ilişki kurmanın, yani libidonun düş dünyadan dış dünyaya mümkün olduğu anlaşılır. Hatta tam da buradan erotomaninin mekanizması aşikar olur: ancak sevilmiş olmanın kesinliğinin garantisinde benlik dünyada konumlanabilir. Zira bu kesinlik olmazsa geriye ne dünya ne de dünyada ona yatırım yapabilecek benlik kalır. Bu sebepledir ki nesne varlığı ve tutarlılığı benliğin varlığının ve tutarlılığının zorunlu önkoşuludur. whatsapp.com/channel/0029VbB...
Kendisinden danışan olmayı öğrendiğim hocama, terapistime verdiğim sözü tutmadım, görüşme günü yaklaştıkça anksiyete kalabalık bir halay ekibiyle mentale giriş yapıyor
kısmetse olur emrenin şu sözüyle akşama giriş yapmak isteriz “herkesin aynı düşünceye sahip olduğu ortamda kimse yeterince düşünmüyordur” tabi sonra da şehmus dövüyodu emreyi
Reklam
Reklam