giriş
Özümüzü aradığımız bir çağda yaşıyoruz. Öz-lüyoruz ama neyi özlediğimizi bilmiyoruz. Öz-lemenin öz-ümüzle ilgili olduğunun henüz farkında değiliz ...
Alıntı
Elf Ülkesine giriş
Mandred, kaleye ne kadar yavaş yaklaştıklarına sessizce şaşırdı. Atlar rüzgâr gibi ilerliyor olsa da, ufuktaki dağ neredeyse hiç büyümüyor gibiydi. Dağların kendisi kadar eski görünen devasa bir ağacın yanından geçtiler. Gövdesi bir kule kadar güçlüydü ve genişçe uzanan dallarında dikkat çekici şeyler görülüyordu. Sanki yaşayan ahşap, dallarını birbirine örerek yuvarlak kulübeler oluşturmuş gibiydi. Ağacın tüm tacı boyunca, bu kulübeleri birbirine bağlayan halat köprüler asılıydı. Dalların arasında gizlenmiş olanları görünce Mandred irkildi. Bunlar Ollowain’ın elfleri miydi? Yoksa daha da nadir görülen başka bir halk mı?”
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Reklam
O halde, felsefeyle ilgilenen birinin filozoflar tarafından ileri sürülen çeşitli ve farklı düşünceleri, sistemleri tanıması, şüphesiz, belli ölçüde faydalı olmakla birlikte bu, felsefe yapmak için asıl değildir. Bundan daha önemli ve verimli olacak olan, felsefe yapmanın kendisini öğrenmektir. Bu anlamda olmak üzere Kant'ın şu ünlü sözünü her zaman akılda tutmak gerekir. "Öğrenilebilecek felsefe yoktur; ancak felsefe yapmak öğrenilebilir."
Felsefe
Kant, felsefeyi, "kendisini akla dayanan nedenlerle meşru kılmak veya haklı çıkarmak iddiasında olan bir zihinsel etkinlik biçimi" olarak tanımlamıştır. Kanaatimizce bu tavır felsefeyi felsefe yapan ve bütün felsefi düşünme örneklerinde ortak olan bir noktayı gayet güzel bir biçim de ortaya koymaktadır. Burada "akla dayanan nedenler"den, insanın her türlü deneyini, gözlemini; bunlara dayanan her türlü akıl yürütmesini ve sezgisini içine alan geniş bir nedenler veya gerekçeler (reasons) grubunu anlamak gerekir.
Felsefe
-Kitaba giriş...
“Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonra nasıl yeniden kaybedildiğini. Balıkçı Kino’yu, karısı Juana’yı, bebekleri Coyotito’yu anlatırlar. Öykü o kadar çok yinelenmiştir ki, artık herkesin kafasında iyice yer etmiştir. Ve insanların yüreklerinde yer tutup tekrarlanagelen öyküler gibi bunda da yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur. Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur. Her neyse, kasabada derler ki...”
Sayfa 1 - Kino , Xuana·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam