Gerçeklerde biraz (: Yok kendime dahi torpil yok.
Yaşarken olenler, olmüşken yaşayanlar, oldüğü için ölenler... Hayatımda sevdiğim tek tük insan vardı. Toprağa dönüştüler. Şerefsize dönüşenlere bir şey olmadı. Ya yaşarlarken ya da olmüşlerken kaybettim. Sevdiklerim olarak kaybettim ama asıl kaybeden o yaşayanlardı ama oldükleri için umrumda değiller ve o yüzden kayıp ya da kazanç olayına bile değinmiyorum. Daha küçük acılarda omurgasını yamultanları affetmeyeceğim. Onlar da kendini affetmesin. Ya da pek bir şeye maruz kalmadan çok şeye maruz bırakanları. Hayatın zorlaştırıcılığında rol oynayan herkes suçlu. Ve affetmiyorum. Bugün affetmeyen tarafındayım. Büyük oldukları için hürmet beklerken büyük gibi davranmayanlara ise öfkem de var. Yaşınız aşağılık oluşunuzu örtememiş. İğrenç oluşunuzu kapatmamış ne saygısı? Beni ölünce beni yiyecek olan kurtçuklara dahi saygıyla yaklaşırken onlar bir kurtçuk seviyesinde bile değil. Ne saygısı cidden? Acizlik ve pştluk saygı duyma algıma girmiyor. İnsan o yaşına kadar hiç mi kendini sorgulamaz, hiç mi kendini adam etmeye çalışmaz, hiç mi bir şeyleri düzeltmeyi düşünmez? B.k yemeye başlayıp nefeslenmeye dahi fırsat bırakmamışlar. B.k havuzu olup yaşlarından ötürü, sadece yaşlarından ötürü böbürlenerek yürüyorlar. Büyümek gerçekten saygıya baksaydı çoğu insan Dünyaya geldiği ilk andaki haliyle kalırdı. Bu senin emeğinle ya da çabanla hak etmiş olduğun bir şey değil. Ne saygısı? Benden fazlaca gün yaşamışsın. Ona rağmen bir halta yaramamış. Ne saygısı? Saygıya da basit gözüyle bakıyorsunuz: Yaşla sınırlandırılması ya da yaşın içinde olması basitliğini gösteriyor. Ezberden bozma hiçbir şeye saygım yok. Ağlayarak amel defterlerine yazabilirler. Layıkıyla olamamış olduğunuz hiçbir şeye saygı duymam ben. Mesafeden ikinci çoğulla konuşurum, saygıdan değil. Siz de aslında hak etmediğinizi
Duygu ve Düşünce
Asıl maviliğe, iç doya doya Denizin yaldızlı laciverdini, Sonra tamamlansın istersen rüya Git, uzak akşamda dağıt kendini Ahmet Hamdi Tanpınar
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnşaatın dokuz onuncu katlarına kadar çelik kapı taşıdığım yılları unutamıyorum.Bir de iş bitiminde ustamın çektiği muameleyi; "Eve git ve yaralarını sar, bazen huzur bulmanın tek yolu uzaklaşmaktır, eminim ki öyle yada böyle zaman bizi bir araya getirir."
Korkmadan Sevebilmek...
Kaybetmekten korktuğun şey, çoğu zaman senin değildir zaten. Onu öyle sıkı tutarsın ki, parmaklarının izi çıkar üstüne; sahiplenmek sandığın o kavrayış, aslında bir tür nöbettir... Uyumadan, gözünü kırpmadan beklersin: ya giderse, ya bir sabah yanında olmazsa, ya seni bırakırsa diye vee farkında olmadan, korktuğun şeyi yaşamaya başlarsın daha o gelmeden. Kaybın kendisinden çok, kaybın gölgesi yorar insanı. Oysa bir şeyi gerçekten sevmek, onu açık avuçla tutabilmektir. Kuşu öldüren, kafes değil bazen; çok sıkı kapanan eldir bilesin. Sevdiğin şeye "git, kal, ne istersen" diyebilmek, işte o korkunç cömertlik, sevginin en olgun hâlidir. Çünkü kalan, zaten senin olandır; gitmek isteyen ise hiçbir zaman senin olmamıştır, sen sadece henüz kabul etmemişsindir bunu. Bırakmak, vazgeçmek değildir. Vazgeçmek soğuktur, sırtını döner. Bırakmaksa sıcaktır, yüzü hâlâ sana dönüktür ama elleri gevşemiştir. Bir tür güvenmektir aslında: hayata, akışa, kendine. Tutmadığında da ayakta kalabileceğine inanmaktır. En çok korktuğun şeyi serbest bıraktığında tuhaf bir şey olur; birden nefes alacak yer açılır içinde. Meğer onu tutarken, kendini de tutuyormuşsun. Onu salıverdiğinde, asıl kendini özgür bırakırsın kendine. Belki de hayat boyu öğrenmemiz gereken tek şey budur: sevdiğimiz hiçbir şey bizim mülkümüz değil. Hepsi bizimle bir süre yürüyen yolcular. Önemli olan, ne kadar sıkı tuttuğumuz değil; yürüdüğümüz süre boyunca yanımızda olmalarına ne kadar müsaade ettiğimiz. Aç elini. Korkma. Senin olan, açık avucunda da durmayı bilir unutma... Quintessentia
Gene son ses biri geçiyor Cidden bu saatlerde kulaklarını sağar edecek kadar müzikle merkezi yerlerde niye gezerler ki dağ başına git son ses aç dinle hanzoo
1000Kitap
Nereye gidersen git, aradığın şeyi bulamayacaksın. Yeni şehirler, yeni insanlar, yeni başlangıçlar... Hepsi aynı boşluğu farklı isimlerle süslemekten ibaret. Bizler özel değiliz; hayatın bize bir anlam borcu yok. Bu anlamı sadece biz yaratabiliriz.