Dıştan baksan heybetli bir çınar gibiydi duruşun,
Meğer içi çürümüş, kof bir ağaçmış parıldayan.
Sözlerin ok gibiydi, oysa sabun köpüğüymüş vuruşun,
Ben seni gölgene bakıp da koca bir dağ sanmıştım.
Aynalara baka baka kaybetmişsin kendini,
Gururdan bir zırh giyip, unutmuşsun haddini.
Yıkınca gördüm içindeki o küçücük bendini,
Yazık, ben o cüce gölgeyi dev bir adam sanmıştım.
Lafı geldi mi mangalda kül bırakmazdı dilin,
Zora düşünce gördüm, ne kadar korkakmış elin.
Meğer rüzgârın önünde savrulan bir yaprakmış yerin,
Ben seni fırtınalara göğüs geren bir liman sanmıştım.
Ne bir sözün tutarlı, ne duruşunda var bir asalet,
Giydiğin takım elbise bile sana emanet.
Meğer her maskenin arkası koca bir cehalet,
Suretine aldanıp da seni insandan, adam sanmıştım.
Şimdi git, kendi yalanlarının kuyusunda boğul,
Zaten hiç olamamışsın, olamazsın da bir kul.
Benimki de saflık işte, kalbe vermemişim akıl,
Kumaşın bu kadar ucuzken, ben seni asil bir can sanmıştım.