37. BÖLÜM
✨️ Serkan ✨️
Söyledikleriyle hissettikleri arasında uçurumlar var. Gözleri "kal" diyor, dudakları "git". Yaklaşmama izin vermiyor ama uzaklaştığımda da bakışlarının üzerimde asılı kaldığını hissediyorum. Benimle değil, kendi içinde bitmek bilmeyen bir iç savaş veriyor. Bir şeylerden, belki de bizzat benden değil, bende bulduklarından korkuyor. Dün gece yarısı telefonumun ekranında beliren, sonra da hızla yok olan o "mesaj silindi" bildirimi... Saatlerdir zihnimde dönüp duruyor. Pişman olup kelimeleri geri çekmesine neden olacak ne yazmış olabilirdi? Bir itiraf mı? Bir veda mı?
Bu belirsizliğin verdiği ağırlığı dağıtmak için kendimi tenis kortuna attım. Akif, senelerdir kahrımı çeken, Dubai’deki operasyonlarımızı kusursuz yöneten, iş disiplinine kefil olduğum tek dostumdur. Kortun zeminine adım attığımızda , raketini çantadan çıkarırken yüzündeki muzip ifadeyle omuz attı.
“Bugün kötü haberlerin mi var yoksa Serkan? Yüzünden düşen bin parça.”
“Kötü değil,” dedim raketimin tellerini kontrol ederken. “Sadece kafam biraz dağınık.”
“Hah! Bu işime gelir. Bugün seni bu kortta ezip geçeceğim, hazır ol!”
Topu zeminde bir iki kez sektirdim. O tok ses, zihnimdeki gürültüyü bir anlığına bastırdı. Topu havaya atıp ilk servisi çektim; hırslı, sert ve tam köşeye... Puanı aldığımda şaşkınlıkla ıslık çaldı.
Belki de duygularını dile getirmişti o mesajda... Sonrada korkup silmiştir.
Topu geri atarken ses tonundaki alay yerini gerçek bir meraka bıraktı. “Bir kadın meselesi bu, değil mi? Şirketle ilgili olsa bu kadar durgun olmazdın. Aklın bambaşka bir yerde bugün.”
Ona hiçbir şey anlatmadım. Cevap vermek yerine topa tüm gücümle bir forehand çektim. Top tam çizgiye oturduğunda raketini yetiştiremedi. Puan yine bendeydi.
“Sen işine bak