7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
128 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:18
Beni çok cezbetmedi açıkçası devam edicem seriyi okumaya ama gitmedi kitap merak da uyandırmadı umarım diger kitapları daha iyidir Ters köşe yapıyor ama tatmin olmadım
Kimsenin Freya'dan Haberi YokJane Casey · Olimpos Yayınları · 20201,155 okunma
8/10
·216 syf.··
2026 15. kitabı
Bu uygulamada bazı popüler ve diğer sosyal mecralarda sık gördüğümüz kitapların çok az okunup oylanması gibi bir durum söz konusu. Yeni yeni kullanmaya başladım burayı ve farkettiğim şey bu oldu. Kitaba gelecek olursak karakterlerin hem sosyolojik hem psikolojik problemlerinin oturup uzun uzun konuşabileceği bir dünya sunuyor bize. Sıkça kafanızda ‘ ben ne yapardım?’ Sorusu zihninizin bir köşesinde sizi kaşındırıyor. Kitabın sonlarına doğru bir kırılma noktası var ve ben bu noktayı pek sevemedim ama bu kitabın edebi değerini düşürmüyor sadece yazarın tercihi pek hoşuma gitmedi.
1000Kitap
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026129 okunma
Reklam
8/10
·144 syf.··
2026 29. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:26
Daha önce adını hiç duymadığım, hiç tanımadığım bir yazarın kitabını rastgele seçerek okumak istedim ve bu kitaba rastladım. Kitabı ilk gördüğümde adı ilgi çekici geldi. Kitap klasik bir aşk, ayrılık, özlem hikayesi. Genel olarak güzel şans verilesi bir kitaptı. Yazar annenin evladı için çektiği acıları çok derinlemesine işlemişti ki takdir etmek mümkün. Kitabın çok anlamsız bulduğun noktası şu "tuzlu su". Yazar hanım hiç gözyaşı dememiş de tuzlu su demiş hep. Açıkçası bu benim pek hoşuma gitmedi, yazarın farklı bir şey yapmak isteği ile yanlış bir hamle yaptığını düşünüyorum. Ağlamak insanı bir ihtiyaç ve ihtiyacı suyun içine karıştırılmış tuz anlamı vererek anlamsızlaştırmış yazarımız. Kitabın ilk başlarında Murat'ın Esrayı kıskanması ve Esra'nın bağımsız olma isteğiyle sınırlarından kurtulma çabasını çok sevdim. Ben kitabın ileri taraflarında bağımsız ve güçlü bir kadın olarak tek başına yaşamaya devam eden bir Esra bekliyordum fakat hemen yeni birine şans veren Esra ile karşılaştım, bunu da anlayabiliyorum hayat böyledir zaten. Esra'nın oğluna kavuşması sahnesini onca duygusallıktan sonra biraz yetersiz buldum. Çünkü tam 19 yıl beklenmis bir hayatın akışı yarım sayfaya sığmamalı bence. Kavuştukları sahnede Aydın'ın da kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum ayrıca. Çünkü sadece Esra'nın oğlu kaybolmamıştı, Aydın'ın da çocuğuydu ve bütün acıyı Esra çekiyor gibi gösteriliyordu bence. Okunmaya değer bir kitap, bir şans verin yeni yazarlar tanıyın derim.
S'aklımdasınYasmin Korkut · Az Kitap · 20202 okunma
3/10
·296 syf.··
2026 41. kitabı
kitabın sonu hiç olmamıştı ya çıtır çerez diye başladım öyle de gidiyor gibiyidi ama kitabın yarısında bu çıtır çerezlik bitti üzücü şeyler oldu ve son olaylar hoşuma gitmedi mutlu bir son değildi benim için hiçbir şekilde tatmin etmedi
AristokratPenelope Ward · Yabancı Yayınları · 2025151 okunma
41 Yıl Bekleyip 98 Sayfa Konuşmak Diyince de Sen Henrik
5/10
·120 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:26
Kapağına ve arka kapak yazısına aldanıp, “Kısacık zaten, araya sıkıştırır hemen bitiririm” diye okuma listeme eklediğim kitaplardan biri oldu. Fakat hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Neden mi? Çünkü kitapta Henrik Bey diye, geçmişiyle hesaplaşmayı kırk bir yıl boyunca erteleyip sonunda karşısındaki kişiyi bulunca da susmak bilmeyen bir beyefendi var. Adam 41 yıl boyunca içinde biriktirdiği ne varsa tek seferde anlatmaya karar vermiş olacak ki, kitabın büyük kısmı onun bitmek tükenmek bilmeyen monoloğundan oluşuyor. İki cümlede anlatılabilecek düşünceler sayfalar süren, katman katman uzayan cümlelere dönüşüyor. Bir noktadan sonra kendimi hikâyeyi değil, Henrik Bey’in nefes kontrolünü merak ederken buldum. Karşısındaki misafir konuşacak mı, farklı bir bakış açısı gelecek mi diye uzun süre bekledim. Ama nafile. Henrik Bey konuşuyor, yine konuşuyor, biraz daha konuşuyor. Edebi değerini ve birçok okurun neden sevdiğini anlayabiliyorum; atmosferi, yalnızlık ve dostluk üzerine söyledikleri elbette kıymetli. Ancak benim için bu kitap, etkileyici bir yüzleşme hikâyesinden çok, tek kişilik ve oldukça uzun bir konuşmaya dönüştü. Ne yazık ki beni içine çekmeyi başaramadı.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
10/10
·
Beğendi
Yazarın okuduğum ilk eseri olmak ile birlikte yakın bir arkadaşımın şiddetli tavsiyesi üzerine almıştım. Aldığım gibi de başladım zaten. Romanı genel çapta düşündüğümüzde akıcı bir dili ve olay örgüsü olduğunu söylemek isterim ya da en azından beni kendine aşık etti:)) Olaylar öncelikle gerçek hayatta yaşanmış olan Witt kardeşlerin ölümü ile başlıyor, araştırmalarım ise kalan kısmının tamamının kurgu olduğu yönde. Yani gerçek olan sadece Witt kardeşler ve onların karşı karşıya kaldıkları ölüm, kalan diğer önemli karakterler ve yaşadıkları olaylar ise yazarın kurgusu. Cornelis van Bearle diye de Rosa Gryphus diye de kişiler yokmuş, bu üzdü. En azından Isaac Boxtel'in gerçek olmaması mutlu etti beni. Sonrasında ise van Bearle'nin lale tutkunluğu, komşusu Isaac Boxtel, van Bearle'nin suçsuz yere tutuklanıp idama mahkum edilmesi ile devam ediyor. Daha fazla uzatıp ya da detaylandırıp spoi vermek istemiyorum:)) Okurken sürekli bir heyecan sardı beni ve bazı yerlerde kâh sinirden kâh mutluluktan bağırmamak için iradem ile savaştım:)) Bilemiyorum, belki de yazarın dili bu şekildedir ya da bu kitaba özgüdür ama genel olarak bir dış ses hakim anlatımda. Demek istediğim şu ki dışarıdan birisi sanki size hikaye anlatıyor gibi, bunun bir hikaye olduğu ve yazar-okuyucu ikilisi hissettiriliyor. İlk defa böyle bir yazıma denk geldiğim için bana garip geldi, hoşuma da gitmedi değil ama:))
1000Kitap
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Reklam
Reklam