Dün arkadaşlarla muhabbet ediyoruz. Ben Fatih doğumlu olduğum için oraları övüyorum ama cidden İstanbul'da tek sevdiğim ilçe Fatih. Doğduğum yer olmasından değil edepli ve kültürlü bir yer. Hemde yapmacık değil. Ha bazı yerlerinde Araplar vs. var ama merkezi temiz. Doğmak haricinde mesela Çapa Tıp fakültesi çevrelerine hiç gitmedim. Çapa Tıp fakültesinin de adı değişti zaten. Arkadaşlardan duyduğuma göre Çapa tarafları illet bir yermiş. Ne bileyim. Hayırsızım ben. İnsan doğduğu yere gitmez mi? Bu bütçeyle gitmez. 😉 Tamam, ben doğarken para babamdan çıkmıştır da şimdi gitsem mesela en basitinden tek gitmişsem bu hayat pahalılığında acıksam döner evde yerim. Geçenlerde yaptım da. Biraz Eminönü, Kadıköy tarafları dolandım sonra fantazi olsun diye vapura binip doğma memleketim Fatih'e selam çaktım. Değişik bir adamım da. Çapa Tıp fakültesinde doğdum ama Kars'ın en ücra köylerinde doğmuş gibi havam var.
Açmaz sandığımız çiçekler açacak…. Gitmez dediğimiz dertler gidecek… Bitmez dediğimiz dertler bitecek… Sabır ve umut… İnanın çok az kaldı, Güzel günlere….
Reklam
Gitmez bu böyle, bu böyle yürümez! Bir gün Durulur bu çalkantı, doğarsın güneşe. Bakarsın gökyüzü eski bir resim gibi Pencerede yeniden ve kitap masada, Tasaların, kaygıların yunmuş, arınmış, Peşkirin, çarşafın, gömleğin yanı sıra Uçuşuyor çırpına çırpına rüzgârda. Nerdesin alın teriyle gülen aydınlık, Nerdesin güzel kokularla dolu gece! Oktay Rifat
Lâl
Bazen, bilhassa geceleri, insanın yüreğine bir ağırlık çöker. Anlaşılmak istersin, anlatmak istersin, dinleyecek birileri olsun istersin. Sadece birisiyle konuşmak istersin ama seni anlamayacağını ve sen teselli istemediğin halde boş tesellilerle seni avutacağını bildiğinden elin gitmez yazmaya. Bazen insan anlatmadan anlaşılmak, bağırmadan da duyulmak ister. Ama haykırsa dahi lâl kesilir tüm kelimeler. Hiç değilse bir kez layıkıyla dinlesinler istersin. Sen olsan dinlersin çünkü. Aslında en iyi dinleyiciler de, en iyi teselli verenler de bunlara en çok ihtiyaç duyanlar olur. Çok güzel bir dinleyicisindir çünkü kimse seni dinlememiştir ve sen o yükün ağırlığını biliyor, başkalarına yaşatmak istemiyorsun. Çok iyi teselli ediyorsundur çünkü senin ihtiyacın varken tek bir insan evladı dahi çıkıp sana iyi hissettirecek bir kelime etmemiştir. Nerede eksik hissediyorsa orayı tamamlar insan. Teselli lazımsa en iyi teselliyi verendir, dinlenmek istiyorsa en iyi dinleyendir, görünmek istiyorsa içini görendir, anlaşılmak istiyorsa fısıltıları bile duyandır. Hangi yerde eksik kaldıysa yüreği, kendinde oraları doldurur; tattığı his öyle boğaz yakıcı, öyle kötü bir izdir ki damağında, başkaları yaşamasın diye eksik gördüğü her şeyi kendinde tamamlar. Kelimeler dudakta lâl, hevesler kursakta kal olursa insan sessizleşir ve her sessizlik, aslında bir zamanlar duyulmak için atılmış haykırışlardır. Her sessiz insan, zamanında haykırsa da duyulmamıştır ve her çırpınış biraz daha acıtır insanın boynundaki urganı.
Alıntı
Gerçekten seven insan tek kalemde silebilir mi?
Erkekler bazen anlık bir öfkeyle, bir kırgınlıkla ya da sadece o an kaçma isteğiyle kapıyı çekip çıkabilirler. Kararları hızlıdır, gidişleri ani... Ama sessizlik çöktüğünde, o gürültü bittiğinde ve gerçeklerle baş başa kaldıklarında arkalarında bıraktıkları boşluğun büyüklügünü fark ederler. İste bu yüzden,erkeklerin gidişlerinde genellikle bir açık kapı kalır. O yolları yeniden yürümek, o kapıyı yeniden çalmak isterler. Çünkü onlar için gitmek, her zaman bitirmek demek değildir. Kadınlar ise çok farklı sever, çok farklı sabreder. Bir kadı bir gecede gitmez. Adım adım, sessiz sessiz uzaklaşır. İçinde fırtınalar koparken dışarıya sadece derin bir sessizlik verir. Günlerce, haftalarca, belki de aylarca düşünür. Şans verir, inanmak ister, düzelmesi için çabalar. Kendi içinde o gidişin provasını defalarca yapar ve her seferinde kalmak için bir bahane arar. Ama o son damla bardağı taşırdığında, içindeki o son umut ışığı da söndüğünde kadın gerçekten gider. İşte o gidişin bir geri dönüşü, o kırlan kalbin bir daha onarılışı yoktur. Kadın kapıyı kapatmadan önce her şeyi bitirmiştir zaten. Gittiği gün, aslında çoktan vazgeçtiği gündür. Bir taraf anlık kararlarla uzağa gider ama aklı kalır; diğer taraf kalbini feda ede ede,her şeyi tükete tükete gider ama bir daha asla arkasına bakmaz...🥀🖤 .
çok uzak bir yerdesin, sesim oralara gitmez hevesim geçmiş.
1000Kitap
Reklam
Reklam