Tahayyül edilmesi hayli güç karanlık çağın daha ilk gününden itibaren güzelliğiyle göz kamaştıran, varlıklarıyla iştah kabartan gri şehir, güç, para, iktidar tutkusuyla yanıp tutuşanların düşü olur. Aynı düşü kuranlar birbirleriyle çarpışarak, hamurlarına karılmış vahşi arzuları, hırsları, açgözlülükleriyle düşün peşine düşer, sürüler halinde koşarlar şehre. Rivayet odur ki, gören görmeyen gelir, kalır gitmez, tutulur bağlanır, onu bırakıp geri dönemez. Büyüler, yüreğini esir alır, kanına işler insanın. Herkes bilir bu masalı. İnsan sevdiğini öldürür.
Sayfa 183·Kitabı okuyor
Hiçbir şey planladığı gibi gitmez, hayattan öğrendiğim bir ders varsa budur.
Sayfa 269
Reklam
Kulaklardan beyne çok şey gider, ağızdan ise gitmez. Ağzınız bir karış açık dolaşıyorsanız bir şey öğrenmiyorsunuz demektir.
Sayfa 58
Hiç hoşuma gitmez, bazı zavallıların Kendilerinden büyük bir işe soyunmaları, Böylece anlamını yitiriyor verilen hizmet de.
Alıntı
Zaten bir ilişki zorla gidiyorsa,gitmez. İlişki, iki kişinin bir kanoyu kürekle nehirde yüzdürmesi gibidir. Biri küsüp ters yöne kürek çekerse kayık hiçbir yere ilerlemez.
İnsan, aslında hiçbir yere gitmez. Yaratıldığı fıtrat üzere, içine doğduğu dünya şartlarıyla kendine bir varoluş amacı yükler, yaşar ve ölür. Teknolojinin gelişim içinde olması, hayat şartlarımızın bundan 400 yıl öncesine nazaran daha müreffeh olması, bizleri kandırmasın. İnsan; tertemiz bir fıtrat üzere, her biri diğerinden farklı bir cevher olarak dünyaya gelir. Bu tertemiz sayfaya sıçrayan çamur ya da kıymet mesabesinde gelişimini sürdürür. Şimdi oturup düşünelim. Okulda arkadaşına hakaret eden, öğretmenini saygısızca aşağılayan çocuk, fıtrat olarak "şeytani" mi yaratılmıştır? Elbette hayır. Çünkü "zorba" dediğimiz o çocuk, kötülüğün estetize edildiği bu çağda, "karizmatik" bir iş yaptığını düşünür.
Reklam
Reklam