“Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”
-S.Ali
instagram.com/gizeemkose
“Din ne tamamıyla subjektiflik ne de tamamıyla objektiflik taşır. O, Polanyi’nin ifadesiyle, gözlemleyerek değil, bizim bizzat içerisinde bulunarak bildiğimiz, hissettiğimiz birliği, bütünlüğü sembolize eder. Bugün kilisenin de seküler kültürümüzün de bize sağlayamadığı, hayatın bütünlüğünü hissettiren bu sembolleri bize yeniden sunabilecek unsurları gerek kendi kültürümüzde gerekse bir başka kültürde arayıp bulmalıyız.”
Critique of Hegel’s Philosophy of Right isimli eserin önsözünde Marks şunları yazdı: “Dinsel ızdırap aynı zamanda gerçek hayatta çekilen ızdırabın bir ifadesi ve bu ızdıraba yönelik bir protestodur. Din bastırılmış yaratığın bir âhıdır, kalpsiz dünyanın kalbidir, ruhsuz hayatın ruhudur. Din insanların afyonudur.”
“Birisinin emeğinin sonuçlarını zorla almak o kişinin zamanından zorla almaya ve onu çeşitli aktiviteleri yapmaya yönlendirme ile eş değerdir. İnsanlar, size belli işleri belli bir süre için karşılıksız yapmaya zorlarsa, bu insanlar ne yapacağınıza ve yaptığınız işin amaçlarının kendi kararlarınızdan ayrı amaçlara hizmet edeceğine karar verir. Bu onları sizin sahibiniz yapar ve onlara sizin üzerinizde bir mülkiyet hakkı verir.”
“Liberteryenlere göre yeniden dağıtımcı vergiler zorlayıcıdır hatta hırsızlıktır. Devletin zengin vergi mükelleflerini fakirler için sosyal programları desteklemeye mecbur etme hakkı zenginden para çalıp fakire veren merhametli bir hırsızdan farklı değildir.”