“Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.”
-S.Ali
instagram.com/gizeemkose
“İnsanlar kendileri kiliseye gitmeseler bile, kiliseyi temsil edenlerde belirli sosyal ve ahlakî değerleri görmek isterler. Dolayısıyla, halkın bütününde kaybolan normlar kilise özelinde kurulmuş olur. Kiliseyi temsil edenler bunu başaramazlarsa ikiyüzlülükle suçlanırlar; insanlar bu durum karşısında şaşkınlıklarını ve tepkilerini dile getirmekten hiç çekilmezler (kraliyet ailesindeki boşanmalara da aynı şekilde tepki gösterilmektedir).”
“Kiliseler ritüelleri icra etmekten daha fazlasını yapar ve başkalarının (halkın) yerine de inanırlar. Daha da önemlisi halk kilise liderlerinden inancın gereğini eksiksizce yerine getirmelerini bekler.”
“Çünkü sekülerleşme ile birlikte din anlamını kaybetmez, fonksiyonlarını tamamıyla seküler kurumlara terk etmez; şekil değişikliğine uğrar. Dolayısıyla sekülerleşme dinin çökerticisi değil, sadece dini değişimin habercisidir (Stark and Bainbridge 1985: 429-430).”
“Bizler sadece hislerimize dayanan haz ve acı tarafından yönlendirilen duygusal varlıklar değiliz. Bizler aynı zamanda akıl kapasitesine sahip rasyonel varlıklarızdır. Akıl benim irademe karar verebiliyorsa iradem, doğa ve arzularımın dayattıklardan bağımsız seçme gücüne dönüşür.”