“Bilmiyorum, belki bunları söyleyerek sana haksızlık ediyorum. Bilmiyorum, çünkü benimle gerçek anlamda hiç konuşmadın. Hep kendinden emin, hep kendi sorunlarıyla başa çıkan, hep bana gülümseyen bir adam oldun. Bana hiç yaranı göstermedin, acını hiç fark ettirmedin, zayıflığını hiç hissettirmedin, sorunlarını hiç anlatmadın. Çünkü beni umursamadın. Oysa ben, seni tuttuğun yasla sevdim Nevzat, acılarınla, karına ve kızına duyduğun özlemle sevdim. Onları kendi ölülerim bildim Nevzat. Senin gibi olmasa bile ben de onları kendimce sevdim..”