Keşke yeteri kadar gücüm ve cesaretim olsaydı da içime bakabilseydim. Tabii görebilecek bir göze, anlayabilecek bir kalbe ihtiyaç var, onu da zamanla öğreniyor insan.
“Bir aile bireyini affetmeyi reddetmek, insanların yıllarca takılı kalmalarının ve görevlerini yerine getiremeyen ailelerinden ayrılamamalarının en büyük nedenlerinden birisidir. Onlardan bir şeyler istemeye devam ederler. En iyisi, size verecek bir şeyi olmayan bu kişileri affetmektir. Böylelikle acınızı dindirebilirsiniz, çünkü asla gerçekleşmeyecek olan ve umutlarınızı erteleyip yüreğinizi acıtan geri alma talebiniz ortadan kalkmış olur. ”
Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiştir. Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eşitliğidir. Bugün eşitlik “birlik”ten çok “aynılık” anlamına gelmektedir. Bu soyutlamaların aynılığı, aynı işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları aynı olan insanların aynılığıdır. Buna göre, kadın eşitliğinde olduğu gibi genellikle ilerlememizin işareti olarak övülen bazı başarılara kuşkuyla bakmak gerekiyor.