Elena Ferrante’nin dört ciltten oluşan Napoli Romanları’nı soluksuz okudum. Her bir kitap, Lila ve Elena’nın çocukluklarından başlayarak ergenlikleri, gençlikleri ve yaşlılıklarına uzanan hayatlarını o kadar incelikle işliyor ki, yalnızca iki kadının hikâyesini değil, bütün bir toplumun dönüşümünü de okuyoruz aslında. Ferrante öyle bir anlatım sunuyor ki, kendimi Napoli’de o mahallede, o sokaklarda, onların yanında büyüyormuş gibi hissettim.
Romanların en etkileyici yanlarından biri, hiçbir karakterin yarım kalmaması. Kim, nereye savruldu, ne yaşadı, hangi seçimleri yaptı – hepsine dokunulmuş, hepsinin hikâyesi bir şekilde tamamlanmış. Okuyucuya “peki ya şu karaktere ne oldu?” dedirtmeyen, her detayın hakkını veren bir anlatım var.
Ve elbette Tina’nın kaybı… Kalpte derin bir sızı bırakıyor. Roman boyunca birçok zorlukla baş eden karakterlerin yaşadıkları arasında belki de en sessiz ama en derin acılardan biri olarak yer ediyor bu kayıp.
Son sayfayı kapattığımda içimde bir boşlukla kaldım. Sanki çok sevdiğim bir dostumu uğurlamışım gibi… Uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir eser.
Kitabı elime aldım ve bırakamadım. Kitap bittiğinde anlık boşluğa düşme hissini çok seviyorum. Düşünüyorum, sorguluyorum. Tam da o andayım. Hayatın tam içinden bazen kendimi bulduğum bir yerdeyken bazen ise bana çok uzak bir hikayedeydim.
Okurken bir an küçük kızın tek bir cümlesi ile boğazım düğüm düğümken başka bir an ananesi ile tatlı atışmalarında yüzümde anlamsız bir gülümseme yer almış. Bazen bir cümlenin ağırlığında kalmışım. “Kendi mutluluğunu hayal edememek.” Duygudan duyguya nasıl geçtiğimi farkedemedim bile.
Aynı kitabın kahramanı gibi beni de iyi bir kitaba denk gelmek çok mutlu etmiştir. Bu kitap ta aynen öyle oldu benim için.
Öğrencilerime her zaman Şermin Yaşar kitaplarını tavsiye ettim ve çok güzel dönüşler aldım.Büyük bir merakla kitabı elimde aldım. Çok etkilendim diyemem ama akıcı.
Birbiri ile bir şekilde bağlantılı olan kısa öyküler etkileyiciydi. Ama beni en çok etkileyen ve bir öğretmen olarak düşündüren kısım “Bayrağımızın nasıl oluştuğunu bilimin yolunda anlatmak yerine, yolda tesadüfen bayrağını bulan bir millet olma. “
Ay HırsızıSunay Akın · Türkiye İş Bankası · 20142,870 okunma
Defalarca elime alıp defalarca yarıda bıraktığım kitabımı yıllar sonra soluksuz okudum. Aureliano, Arcadio…Kim kimin nesiydi derken bitmeyen yalnızlığın nesilden nesile aktarılışı bazen yorucu olsa da keyifliydi.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma