"Kadınlar,erkekler hakkında kitap yazamazlar; bu iç rahatlamasıyla karşıladığım bir olgu çünkü önce erkeklerin kadınlar,sonra kadınların erkekler hakkında yazdıklarının tümünü okumam gerekseydi, yüz yılda bir çiçek açan sarısabır, ben kalemi kağıda değdirene kadar iki kez çiçek verirdi."
"Renklerin yoğunlaştığı, morlarla altın sarılarının heyecanlı bir kalbin atışı gibi pencere camlarında yandığı günün,o ışıklar arasındaki zamanıydı; nedense dünyanın güzelliğinin gözler önüne serildiği ama yakında kaybolacağı zaman..."
"Kendime sordum. Mesela,şimdi alacakaranlıkta kırmızı pencereleriyle loş ve neşeli ama sabahın dokuzunda tatlıları ve bot bağcıklarıyla kaba ve kırmızı ve bakımsız olan bu evlerle ilgili gerçek hangisiydi? Ve şimdi sise büründüğü için belirsiz fakat gün ışığında altın sarısı ve kırmızı olan söğütler ve nehir ve nehre doğru uzanan bahçeler ; hangi halleri gerçek hangi halleri hayaldi?"
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.