Zamanın treni, raylarını kendi önünde yuvarlayan bir trendir. Zamanın nehri, kıyılarını bereberinde taşıyan bir nehirdir. Onunla seyahat eden kişi sağlam zemin üstündeki sağlam duvarlar arasında hareket ederse de zemin ve duvarlar, seyahat edenlerin hareketleriyle birlikte, şiddetli bir devinim içerisinde olur.
İnsan krallıkları fethedebilir veya kaybedebilir ama ruh asla yerinden kımıldamaz, yazgısına ulaşmak için insanın elinden bir şey gelmese de, kader bazen varlığın derinlerinden, sessiz sakin ve kâinatın musikisi misali günbegün büyür.
Uygarlık getiren Kadmos, ejderhanın dişlerini toprağa ekmişti. Canavarın nefesiyle yanmış ve soyulmuş bir toprakta şimdi insanların filizlenmesi bekleniyordu.
İnsan olarak var oluşumuzun gerçek koşullarını ve onun çizdiği sınırların ve onun ritminin dışına çıkabilmenin bizim isteğimize bağlı olmadığını kabullenebilseydik eğer, ne çok boşuna tedirginliği, boşuna yıpranmayı bertaraf edebilirdik?