Zenginlik ve fakirliği, dostluk ve düşmanlığı, yaşam ile ölümü bütün çıplaklığıyla iç içe barındıran, yaşamın gerçekten yaşamanın kendisi mi olduğunu sorgulatan, adının yaşamak olmasına rağmen ölüm dolu gerçek bir öykü olması benim dünyamda büyük bir sarsıntı oluşturdu.
Tarihin o dönemine ışık tutan bir kitap okumaktan ziyade ben Fugui’nin hayatında yaşadım. Gözlerim her yeni bir olayda dolu dolu oldu ve kitabın sonlarına doğru da daha fazla tutamadı kendi ve bütün Fugui ailesinin yası için boşaldı.
Dili o kadar sade akıcı ve anlaşılır ki..
Kesinlikle ön yargıya kapılmadan bu kitabın alın ve okuyun. Zaten okurken yaşayacaksınız..
Dili sade ve çok doğal. Kitabın konusu oldukça basit ama insanın içinde güzel bir duygu bırakıyor. Türk-Yunan dostluğu için güzel bir olay anlatıyor. Mustafa Güzelgöz kitapları çocuklara ve köylülere eşekle taşıyarak ulaştırıyor. Fakat macera kitapla kalmıyor.
Kitabın kafaları aydınlatan bir araç olduğunu da fazlasıyla hissettiriyor. Kitapla başlayan macera dostlukla devam ediyor.
Benim hayran kaldığım bir kitap olmadı maalesef. Ama okunabilecek tatlı bir kitap.