-Ben mahşer gününün dehşetinden başka iman, secdeden başka namaz tanımayanlardan değilim. Ben nasıl mı namaz kılarım? Bir gülü seyrederim, yıldızları sayarım, yaratılışın güzelliği, onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim, Rabbim’in en güzel eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin, aşka aç gönlünün, uyanmış veya tatmin edilmiş tüm duyularının karşısında hayranlığa kapılırım.
-Her düşündüğünü ifade edebileceğin gün, senin torunlarının torunları bile ihtiyarlamış olacak. Şimdi sır ve korku devrindeyiz, iki yüzün olmalı, birini kalabalığa göstermeli, ötekini kendine ve Yaratıcı’na saklamalısın. Gözlerini, kulaklarını ve dilini korumak istiyorsan, gözlerin, kulakların ve bir dilin olduğunu unut.
(Merano - 20 Haziran 1920)
Pazar
Seninle yaptığım kısa bir gezintiden sonra: ( Ne kadar da kolay yazılıyor: seninle yaptığım kısa bir gezinti. Bu kadar kolay olduğu için insan utançtan yazı yazmayı bırakmalı.)
Durmadan soruyorum kendime; durumum bütünüyle göz önünde bulundurulduğunda, cevabımın başka türlü olamayacağını acaba anladınız mı? Evet, fazlasıyla yumuşak, fazlasıyla yanıltıcı, fazlasıyla göz boyayıcıydı. Durmadan gece gündüz kendime bunu soruyorum; gelecek cevabınızı titreyerek beklerken, boşuna soruyorum kendime, sanki bir hafta boyunca gece gündüz bir taşa çivi çakmakla görevlendirilmiş gibiyim, ama işçi de benim Milena, çivi de.