“Kalbin gördüğü gözün gördüğünden daha değerlidir. Aklın mânalardan anladığı güzellik, gözün gördüğü suretlerden anladığı güzellikten daha büyüktür. Akıl, bir şeyi bilmekten zevk duyar, lezzet alır. Bildiği şeyin derecesi ve şerefi ne kadar yüksekse lezzet de o derece yüksektir. Kalp, duyularla bilinemeyen ve hayal edilemeyen bazı mânaları anlamak bakımından insan bedenindeki diğer organlardan ayrılır. Âlemin mahluk olduğunu ve bir yaratıcının varlığını anlaması gibi.”
Allah’ın 99 isminden biri “el-Musavvir”dir. Yani kainatta en hakiki ressam Allah’tır. Bir sanatçı ne kadar çabalarsa çabalasın Allah’ın yarattığını taklitten öte geçemez, ona ruh ve can veremez. Bunun yerine sanatçı yeni bir yorum getirmiş, eşyayı görmek istediği form içinde görmeyi başarmışsa işte o sanattır.
Serçe Hatun neşemin sebebini sordu. Neşemin sesime yansıdığını ben bile hissedebiliyordum:
“Hırs Serçe Hatun, hırs… Alevin odunu yiyip bitirdiği gibi insanı yiyip bitirir. Hırs üç köşeli bir dikendir, cebine nasıl koyarsan koy, sana batar!”
Sineklerin Tanrısı, üstüne sineklerin konduğu ölü bir domuz başıdır: Jack, ilkel bir insanın inancıyla karanlık güçleri yatıştırmak, kendini ve kabilesini canavardan koruyabilmek amacıyla, öldürdüğü bir domuzun başını kesip iki ucu sivriltilmiş bir kazığa geçirmiş, kazığı bir put dikercesine toprağa çakarak, bu kokuşmuş domuz başını canavara sunmuştur. İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap’taki İbranice adı, Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için de Golding kitabına bu adı vermiştir.