Yüzünüzde ve kollarınızda, bacaklarınızda elli boya lekesiyle: oturuyordunuz şaşkın bakışlarımın karşısında, siz şimdinin insanları!
Elli de ayna vardı etrafınızda, renk oyunlarınızı pohpohlayan ve yansıtan!
Sahiden, asıl yüzlerinizden daha iyi bir maske taşıyamazdınız, siz şimdinin insanları! Kim
tanıyabilirdi ki sizi!
Usandım şairlerden, eskilerden ve yenilerden: yüzeysel buluyorum hepsini, sığ denizler gibiler. Yeterince derinliğine düşünmediler: bu yüzden duyguları dibe batmadı.
Biraz şehvet ve biraz can sıkıntısı: en iyi düşündükleri şey bunlar oldu.
Hayaletlerin-soluğu ve hışırtısı gibi geliyor bana şairlerin tüm o arp tingırtıları; ne anladılar ki şimdiye dek seslerin coş- kusundan! -
Yeterince temiz de değiller bence: tüm sularını bulandırıyorlar derin görünsün diye.
Hep en arsız dilencileri gönderdiniz yufka yürekliliğimin önüne; ve hep en iflah olmaz edepsizleri saldınız merhametimin üzerine. Böyle zedelediniz erdemimin inancını.