Beş dakika gecikince “kusura bakma” dersin; birine kazara bir omuz geçirince dersin, üstüne yanlışlıkla çay dökünce dersin. Fakat insanın kalbini dağlayınca denir mi?
Bir zamanlar bilge bir Fransız bana konuşmanın insanların düşünmesini engellemek için icat edildiğini söylemişti. Aynı şekilde bir insanın gizlemeye çalıştığı şeyi öğrenmenin de en iyi yöntemidir bu. Hiçbir insan, konuşmanın sağladığı kendini ortaya çıkarma ve kişiliğini ifade etme olanağını yadsıyamaz. Bir şekilde kendini ele verir.”