İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Kitabın başlarında sonunu tahmin ettiğim, ortalarına gelince yok ya deyip farklı teoriler ürettiğim ama sonuna gelince beni müthiş şaşırtan hüzünlendiren keşke böyle olmasaydı dedirten bir kitap oldu. Zülfü Livaneli' nın okuduğum ilk kitabı ve yazara, kalitesine, olayı kurgulayış ve anlatış biçimine hayran oldum.
Kardeşimin hikayesine gelince... Baş karakter dinlemek istemeyen birine neden ısrarla anlatmak istiyor ki demiştim ama sonunda iyi ki anlatmış dedim. Çok çok beğendim. Herkese okumasını tavsiye ederim
Şirazlı Sadi'nin insanı nasıl tarif ettiğini not ettim defterime. "Yek katre-i hunest ve hezar endişe" yani "Bir damla kan ve bin endişe". İşte unutmayı başaramayan insanın trajedisi bu sözlerde gizliydi. Ömrünü endişeyle tamamlamaya ve sürekli acı çekmeye mahkum olan zavallı bir ruh.