Gülay Hothot

Puan vermedi·272 syf.··
2021 25. kitabı
Ebeveynlik zorlayıcı olduğu kadar aslında uzun ve öğretici bir süreçtir. Çocuğumuzla birlikte bizde büyür ve öğreniriz. Anne baba olmanın güzel yanı ve kolayı ise sevgiden -çocuğunuzu sevmekten- geçer. Sorunumuz ise çocuklarımızı dinlemememiz ve onlarla konuşmayı bilmememizdir. Onlarla iletişim kurmak sandığımızdan daha kolaydır fakat dinler ve dinlemeyi öğretirsek. Her şeyden önce çocuğumuza olması gereken bir rol model aramak yerine rol modeli biz olmalıyız ve çocuğumuzun nasıl olmasını dilersek biz de o olmalıyız. İletişim kurmanın bir diğer yolu da fikir sormadır! Onunla ilgili bir konuda fikrini almak kendisini önemli biri ve olgun bir birey gibi görmesini de sağlar. İletişimde konuşmak kadar konuştuğumuz ses tonu da çok önemlidir. Bağırmak veya onun sözünü kesmek bir iletişim olamaz, ancak iletişimsizlik olabilir. Disiplin Her ebeveyn çocuğuna disiplin vermek ister. Ama bu disiplin incitici olmamalı, kalp kırıcı veya aşağılayıcı olmamalıdır. Ona yol gösterici ve öğretici bir şekilde olmalıdır verilen disiplin.! Tutarlılık ve Kararlılık Çocuklarımıza cezalar veririz, yaptıklarının yanlış olduğunu söyleriz ama bunun arkasında durmayız. Arkasında durmayacağınız sözleri çocuğunuza söylemeyin, onun yanlış olduğuna inandığınız davranışlarını görmezden gelmeyin ki “çocuğum böyle alıştı” demek zorunda kalmayın. Verdiğiniz cezanın, koyduğunuz kuralın arkasında durun “annem nasılsa bir şey yapmıyor” dedirtmeyin! Özür dileme / Diletme Çocuk yanlış yaptığında özür dilemeyi bilmelidir. Fakat ona bunun için ısrar etmek yerine yaptığı yüzünden üzüldüğümüzü fark ettirip bunu kendisinin yapmasını sağlamalıyız. Tabii önce biz ebeveynler olarak öncü olmalı ve yaptığımız hataları farkına varmalıyız. Çocuğumuzun nasıl davranması gerektiği biz ebeveynlerin elinde değildir. Bir
Aile ve Çocuk
Neyi Nasıl Söylemeli?Betsy Brown Braun · Tara Kitap · 201589 okunma
Reklam
Puan vermedi·62 syf.··
2021 10. kitabı
ORD. PROF. DR. ALİ FUAD BAŞGİL’ in “GENÇ OKUYUCUM” diye gençlere seslendiği bu kitapta aslında gençlere nasıl muvaffak (başarılı) olacakları hakkında tavsiye ve öğütlerde bulunmuştur. Mekteplerden istenilen, gençlere yalnız ders konusunda eğitim değil de onların ruh ve zihinlerini de terbiye eden , irade eğitimi verilmesini ön planda tutar. Çünkü irade ve ruh dersler gibi ezberleyerek elde edilemez. Muvaffak olmanın ilk düşmanı tembelliktir. Tembel olan insanın başarılı olması düşünülemediği gibi insanı üşengeç de kılar. Ayrıca başarılı olmak çevreye de bağlıdır. Çevredeki kötü arkadaşlıklar, kötü örnekler insanı muvaffak kılmaktan çok , onu doğruluktan ayırır. İnsana en önemlisi de bir gence yakışan tabii ki doğru yolda muvaffak olmasıdır. Biraz çevreye ve biraz da insanın kendisine bağlı olan bu yolda iradeli ve çalışkan olmak şarttır. Çalışkanlık ve irade, insanın düşmanlarına karşı birer silahıdır. Çünkü insan zekası ile değil iradesi ile tam bir insandır. İnsanın iradesi onu birçok şeyden üstün kılar. İrade gayreti, gayret de muvaffak olmayı beraberinde getirir. İnsanlar çeşitli karakter ve mizaçlara sahiptir. Karakter, insanı başkalarından ayıran , aynı zamanda davranışlarını da belirleyen insana özgü özelliktir. Mizaç ise huylarıdır. Peki karakter değişir mi ? Karakter insanın iyi ya da kötü bütün huylarıdır ve tabii doğuştan gelir. Zayıf iradeye sahip birini azimli birine dönüştüremeyeceğimiz gibi, kötü huylara sahip birini de alışkanlıklarından ve huylarından vazgeçiremeyiz. Kötümser görüşün zıddı olan ‘Müspet Telakki’ yani olumlu görüşe gelirsek; insan her türlü fikir ve her çeşit huy edinmeye müsait doğar. Fakat çocukluk çağlarında yerleşen huylar, verilen terbiye ve irade dayanıklılık gösterir yani değişmesi pek mümkün değildir. Bazı gençleri tembel ve
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2021 11. kitabı
ÇOCUKLUĞUM… Toplumcu gerçekçi akımının öncülerinden biri olan Maxsim Gorki köylü bir ailenin çocuğu olduğu için Rusya’nın Ninji kentinde geçen çocukluğum kitabındaki çocukluk yıllarını büyük başarıyla anlatmıştır. Konusu hem bireysel hem toplumsal olan bu otobiyografik roman aile içinde yaşanan zorluklar karşısında yılmamayı da okuyucuya aktarmaktadır. Bütün duyguları bir arada yaşatan bu kitap, babasının yokluğunda dedesinin dayaklarıyla büyüyen Aleksey’in hikayesidir. Neyse ki ninesi Aleksey’in her zaman yanında olmuştur. Aleksey zor ama bir o kadar da renkli bir hayat yaşamaktadır. Ona bu renkli hayatı, kitap boyunca edindiği ve tanımadığı birçok insan vermektedir. Adını bile acı ve yoksullukla dolu hayat geçirdiği için Rusça da “acı” anlamına gelen “Gorki” kelimesinden almıştır. Aleksey kitap boyunca sevdiği insanların ölümleriyle yüzleşmektedir. Ve tabii onu üzen bir diğer olay ise Aleksey istemediği halde annesinin başka bir adam ile evlenmesidir. Aleksey’in artık bir üvey babası vardır. Kötü bir üvey baba… Aleksey de dahil hiçbir çocuğun böylesi durum yaşayıp sağlam psikolojide olması neredeyse İMKANSIZDIR. Ama Aleksey tüm bunlara rağmen yine de iyi bir çocuktur. Aleksey ninesi sayesinde Tanrı’ya ulaştı ve onu sevdi. Kendi hayatını bir arı kovanı gibi görürdü. Balın her zaman tatlı olamayacağı gibiydi çünkü hayatı , çoğu zaman acıydı. Aleksey artık içinde bulunduğu acı, tatlı ve hüzünlü hayata alışmıştı. “BAŞKA ŞANSI VAR MIYDI Kİ ZATEN” Artık duygularını yitirmiş, annesinin yokluğunu fazlaca hissetmeye başlamıştı. Tüm bunlar içinde bir yerde olurken Aleksey hala direnmekteydi, direncini yitiremezdi. Kendi hayatını yönetmeyi öğrenmeliydi. Dedesinin verdiği öğüdü ilk defa dinledi “Var git insanların arasına karış” ve Aleksey artık insanların arasındaydı
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Puan vermedi·768 syf.··
2021 4. kitabı
Rousseau’ya göre yaratıcıdan çıkan her şey ve herkes iyidir. Ancak zamanla insanoğlunun elinde bozulabilir. İnsan tıpkı bahçesinde yetiştirdiği bir bitki gibi kendini kendi tarzında eğitmelidir. Kısacası kendini yetiştirmesi gereken “insandır.” Rousseau’nun “Bitkiler tarımla, insanlar eğitimle yetiştirilir.” Dediği söze dikkat çekecek olursak; insan her şeyi bilerek doğsaydı, kendindeki bu gücü öğrenene kadar her şeyi bilmesinin kendine pek bi yararı olmazdı. Yani doğduğumuzdan bu yana öğrendiklerimiz bize yalnızca eğitimle verilir. Fakat insan ne kadar eğitilirse eğitilsin özü değişmez. Kendini bazı alışkanlıklarından koruyabilir belki ama alışkanlık kurduğu zaman doğal olan geri gelir. Rousseau’da “Eğitim yalnızca bir alışkanlıktır.” der ve alışkanlık kişilik değildir. Burada aslolan, her şeyden önce insanlıktır. Her ne meslek edinilirse edinilsin önce esas olan “insan olmaktır.” “DOĞAL İNSAN KENDİSİ İÇİN HER ŞEYDİR.” Doğru insan ve kendi olabilmek için özü sözü bir olmak gerekir. Çocukları olmak istedikleri ve yeteneklerini keşfetmeleri için onları özgür bırakmalıyız. Fakat bu özgürlüğü onlar daha bebekken bile ellerinden alabilme gibi bir sorunumuz var. Çocuklar güvenmek ister, çocuklar ilgi ve alaka ister. Fakat babalık görevini yerine getiremeyen o kadar çok baba var ki… Çocuğa ilgi gösteremeyen ve bakmaya vakit geçirmeye fırsat bulamayan bu babalar işi bir başkasına para ödeyerek hallettiğini zanneder. Çocuğa bakamıyor veya onlarla vakit geçiremiyorsanız DOST olun. ! Çocuklar kendisi iyi yetiştirilmiş biri tarafından ancak iyi yetiştirile-bilirler. Çünkü çocukları nasıl yetiştirirsek öyle büyürler. Büyüdüklerinde korkularını yenmiş olmaları için onların korkularını yenmelerini daha küçükken sağlamalıyız. Ayrıca çocukların kelime dağarcıklarını ne kadar
ÉmileJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20223,545 okunma