Gorki acı demekmiş Rusçada. Tıpkı mahlası gibi acıyı nakış nakış dokumuş kitabında yazar. Acı, yoksulluk, adaletsizlik, ezilenler, sömürenler… Tüm bunların yanında umut da ekmiş toprağa. Yazar umut vermiş bizlere ama şöyle bi düşünüyorum; kitap Rus devrimi öncesinde yazılmış, şu an sene 2024. Değişen ne peki? Hala keskin bir şekilde iki sınıfa ayrılıyor halk: Zenginler ve yoksullar. Zengin malını katlayarak çoğaltıyor, yoksul günden güne çıkmaza sürükleniyor. Seneler geçiyor, hiçbir şey değişmiyor. Yine de Gorki’nin toprağa ektiği umut tohumlarından nasibini aldı benim de yüreğim. Ana’nın cesareti ve azmi ruhumu derinden etkiledi. Nice Analar, Paveller, Nikolaylar, Nataşalar var… O güneş bir gün parlamalı. Nazım ne de güzel özetlemiş şu an benliğimi saran duyguları;
Ben yanmasam
Sen yanmasan
Biz yanmazsak
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...
AnaMaksim Gorki · Venedik Yayınları · 201634,3bin okunma
Bir anne olarak iyi ki okumakta gecikmemişim dediğim bir kitap oldu. Bebeğime yaklaşımımda bana çok şey kattı, katıyor ve katacak da. Özellikle aile toplantıları kısmı beni fazlasıyla etkiledi. Kendi büyüdüğüm ailede yapmadığımız ya da yapamadığımız bu toplantıları mevcut çekirdek ailemle yapacak olmanın mutluluğu sarıyor içimi düşündükçe. Kitabın içeriği, akışı o kadar doğal ve içten ki. Canım Cüceloğlu… rahmetle anıyorum seni.
Murathan Mungan’dan sonra fazla keyif alamadım maalesef. Elif Şafak kısmı zaten tam bir faciaydı benim için, o kadar sıkıldım ki. Uzun, devrik ve anlamsız cümleler… Kitabın sonu tam bir hayal kırıklığı. Pınar Kür özellikle ana kadın karaktere bambaşka bir kişilik yüklemiş. Bu durum kabul edilebilir değildi bence. Faruk Ulay ve Celil Oker kısımları fena değildi. Yani özetle kadın yazarlar romanı alt üst etmiş.
Zaten maalesef var olan gerçekler bir kez daha karşıma çıkıyor bu kitapta. Benim artık umudum kalmadı. Dünya döndükçe devam edecek bu. Birileri hep ötelenecek. Hor görülecek. Mesela otuz yıl öncesi ve günümüzü kıyaslayalım. Ne değişti? Hiçbir şey. Hiçbir şey değişmiyor. Kaç yıl gerekli değişmesi için, kaç asır gerekli… Bin yıl da geçse faydasız. İnsanlar hala dil, din, ırk, mezhep çatışmaları yaratıyor. Ne Maycomblular gibilerin zihniyeti çürüyor ne de Tom Robinsonların kaderi değişiyor. Bülbülü öldürmek hala günah. Saksağanlar kimin umrunda…
Akıcı bir kitap. Keyifle ve merakla okudum. Fakat içerisindeki her bilginin gerçek tarihi yansıttığı yanılgısına düşmeden okumak gerekir diye düşünüyorum.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma