Bazıları, kendi ölümlerini seçenleri günahkâr, başarısız ya da pes etmiş ezikler olarak nitelendiriyorlar. Sonuna dek yaşamak gerçekten her koşulda bir başarı mıdır? Hayat denen oyunda gerçek anlamda bir kazanma ya da kaybetme olabilirmiş gibi.
Başkalarını aşağı çeken yine onlarken insanın neden değersizmiş gibi muamele gördüğünü ve toplum standartlarına uymak zorunda olduğunu anlamıyorum. Bu beni usandırıyor.
Şişman ya da çirkin bile olsam kendimi sevmek ve varlığımı kabullenmek istiyorum. Fakat toplum bize birbirimizin kilosunu yargılamamız gerektiğini öğretiyor ve babam ile ablam ne zaman birkaç kilo kaybetsem beni överdi.
Kendinizi bir köşeye sıkıştırmışsınız ve siyah ile beyaz arasında bir seçime zorluyorsunuz. Birisiyle görüşüp görüşmemek, o kişiyle yakın arkadaş olmak ya da bir daha o kişiyle konuşmamak arasında bir seçim. Karşınızdakine ya parlıyorsunuz ya da onu sineye çekiyorsunuz.
Ben bu dünyada tümüyle eşsiz biriyim, hayatımın sonuna kendine bakması gereken biriyim ve bu sebeple ileriye doğru atacağı her adımda ona yardım etmeliyim, şefkatle ve sabırla; bazı günler dinlenmesine izin vermeli, bazı günlerde onu cesaretlendirmeliyim; bu tuhaf varlığın, yani kendimin derinliklerine indikçe mutluluğa giden bir o kadar yol bulacağıma inanıyorum.