Bir cinayet dedektifi titizliğiyle hiçbir detayı atlamadan anlatıyordum olanları, beyin fırtınasıyla belki bir yere varırız diye umuyordum. Çünkü ortada bir cinayet vardı, benim içim ölmüştü, sadece kimse üzülmesin diye bunu bir türlü söyleyemiyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sen dediğin için her seferinde gerçek olduğuna inanmaktan, inanmaktan başka çare bulamamaktan, üstünden çok zaman geçti diye artık kimselere anlatamadığım bu çok eskimiş derdimin nihayet bittiğini sanmaktan yoruldum.
Bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüzde artık orası sizin eviniz olmuyor. Size ait eşyalar, size ait hatıralarla dolu olsa da benim evim diyemiyorsunuz. Evim neresi bilmiyordum.
Kabullenmek çok zor ama maalesef bu dünyada her şeyin mantıklı bir açıklaması yok. Sadece rastlantılar var. Iyi rastlantılar ve kötü rastlantılar. Bütün parçaları birleştirdiğin zaman ortaya anlamlı bir resim çıkacak sanıyorsun ama çıkmıyor. Zaten bütün parçalar da yok, hep birkaçı eksik kalıyor.
Ne kadar çabalarsan çabala hep bir boşluk kalıyor.
Bazen duymak istediğin, duymaya deli gibi ihtiyaç duyduğun sözcükler, aniden bastıran bir yağmura dikkat kesilmişken kayıp gidiyor telaşlı gökyüzünde. Başka tarafa bakarken, çaresizce yanından uzaklaşıp gidiyor uzaklara bir yere.
Duymuyorsun ve bir şeyler yarım kalıyor.