‘’Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın, fıskiyeler, toplar… Onlar, benden de çocuk. Seni görememenin sıkıntısı dağılıyor, seviniyorum. Kadın eğilip beni dinliyor. Taksim’den, öteki camilerden, meydanlardan, Boğaziçi’nden, Kız Kulesi’nden söz açıyoruz. Sonunda lakırdılarımız bitiyor. Konuşmuyoruz bir zaman. Ben bir mısra bulup söylemek istiyorum. Yağmurlu havalardan, dağ yollarından, katırlardan, çıngıraklardan bahseden mısralar yok mu yeryüzünde? ‘’
‘’Her şey bambaşka görünüyordu şimdi gözüne. Arabacı James’le atları artık biraz önceki gibi miskin gelmiyordu ve Emma çevresine bakındığı zaman, ağaçların artık çok geçmeden tomurcuklanacağına inanıyordu. ‘’