Serhat

Biriyle arkadaş olmadan onu dene başlığı
Kendileri ile arkadaş olmakla gurur duyduğum bazı arkadaşla rım ve ihvanım vardı. Onlardan cefaya, arkadaşlık ve kardeşlik kurallarını terk etmelerine dair nice acayip haller gördüm. Bu yüzden onların yaptıklarını yüzlerine vurup azarlamaya başladım. Sonra kendime gelip dedim ki: "Azarlamanın bir faydası olmuyor." Çünkü eğer vaziyetlerini düzeltmiş olsalar samimiyetlerinden değil, azarlamamdan dolayı düzeltmiş olacaklar. Onlarla alakamı kesmeye niyetlendim ama sonra düşündüm ve gördüm ki tanıdığım insanlar zaten ya görünüşte arkadaşlarım ya da candan kardeşlerimden ibaret. Kendi kendime dedim ki onlarla alákamı kesmem uygun olmaz. Yapmam gereken şey onları kardeşlik defterinden zahiri arkadaşlık defterine nakletmek. Buna da uygun olmazlarsa o zaman onları tanıdıklarım arasına nakleder ve tanıdık muamelesi yaparım. Onları azarlamak yanlış olur. Yahya b. Muâz şöyle demiştir: "Kendisine 'dua ederken beni hatırla' deme ihtiyacı hissettiğin kardeş ne kötü kardeştir!"
Sayfa 196
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Alimin niyeti doğru olursa zorlanma yükünden kurtulur. Alimlerin çoğu "bilmiyorum" demeye tenezzül etmezler ve fetva vermekle insanların gözündeki makamlarını korurlar. Her ne kadar söyledikleri sözde kesin bilgiye sahip olmasalar da kendileri hakkında "cevabı bilemedi" denilmesini istemezler. İşte bu davranış mağlubiyetin ve aşırılığın son haddidir. Malik b. Enes'ten şöyle rivayet edilmiştir: Adamın biri Malik b. Enese bir soru sorar ve ondan "bilmiyorum" cevabını alır. Adam der ki, sana ulaşmak için bir sürü ülkeden geçip geldim. Bunun üzerine İmam Malik şöyle der: Ülkene dön ve de ki, Målike sordum ve bana "bilmiyorum" dedi. Bu şahsın dinine ve aklına bak ki külfetten nasıl kurtuldu ve Allah katında esenlik buldu.
Sayfa 116
Kalp kederden esenlikle olduktan sonra mezbelelikte uyumak kralların yatağında uyumaktan daha tatlıdır.
Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: "İlimden arzu ettiğimiz, bizi İyilikten başka bir şeye götürmesi midir?" Süfyan-ı Sevrînin şöyle dediği söylenir: "Keşke elim kesilseydi de hadis yazmamış olsaydım." Ümmü'd-Derda bir adama şöyle sormuş: "Öğrendiğin şeyle amel ettin mi?" Adam, hayır, deyince şöyle söylemiştir. "O hãi de ne diye Allah'ın senin aleyhindeki delillerini çoğaltıp duruyorsun!" Ebu'd-Derda ise şöyle demiştir: "İlim öğrenmeyip amel etmeyene bir kere, öğrendiği halde amel etmeyene yetmiş kere yazıklar olsun!" Fudayl şöyle demiştir: "Alimin bir günahı bağışlanmadan cahilin yetmiş günahı bağışlanır. Bunların her birini etkileyen Allah'ın şu kavlidir: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 39/9)
Nefis sınırlanmaktan hoşlanmaz
Nefsin men edildiği şeye karşı neden hırslı olduğunu düşündüm ve gördüm ki nefsin hırsı ve isteği kısıtlama ve yasakla manın gücü oranında artmaktadır. Birinci nesilde gördüm ki Adem aleyhisselamın ağaçtan yemesi yasaklanınca o ağaca ihtiyaç bırakmayacak birçok ağaç olmasına rağmen yine o ağaca meyletti. Veciz sözlerden birinde şöyle denilir: "Kişi men edildiği şeye meyleder ve elde edemediği şeye özlem duyar." Yine şöyle denilir: "İnsanlara aç durmaları emredilse buna sabrederler. Eğer tezeği parçalamaktan men edilseler o işi yapmayı isterler ve derler ki bir şeyden dolayı bu bize yasaklandı!" Denilmiştir ki: "İnsanın en sevdiği şey men edildiği şeydir." Bunun sebebini araştırdığımda iki sebep buldum: Birincisi: Nefis kısıtlamaya sabredemez. Çünkü beden sureti içerisinde kısıtlanmış olması ona yeter. Eğer manevî yönden bir yasaklamayla kısıtlanırsa nefsin tereddüt ve tutarsızlığı artar. İşte bu yüzden bir insan kendi evinde bir ay otursa bu ona zor gelmez. Evinden bir gün için çıkmaması istense o gün ona upuzun gelir. İkincisi: Hüküm altına girmek nefse ağır gelir. İşte bu yüzden haram ve yasak olandan zevk alır ve neredeyse mubah ve serbest olan şeyden hoşlanmaz. Bu sebeple, tesir altında kaldığı değil de kendi istediği şekilde kulluk etmek kolay gelir.
Sayfa 48