10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 994. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 20:32
KAPLUMBAĞALAR (Roman) Fakir Baykurt 1929–1999 yılları arasında yaşamış toplumcu gerçekçi yazar Fakir Baykurt tarafından, Anadolu köylüsünün içinde bulunduğu koşulları gerçekçi bir bakış açısıyla anlatan değerli bir romandır. Roman, Tozak Köyü adlı bir yerde geçer. Köylüler son derece yoksuldur. Devleti pek tanımazlar ama ona hem saygı duyar hem de korkarlar. Etraftaki köylerden farklı olarak Alevi’dirler. Romanın karakter kadrosu oldukça zengindir: köyün en yaşlısı Kır Abbas, karısı Cennet, oğlu Yusuf, gelini Senem, muhtar Battal, eğitmen Rıza, köye sonradan gelen Tapu–Kadastro müdürü, mal müdürü, Rauf Efendi ve Bektaş, Hürü Ebe gibi renkli tipler romanda yer alır. Medeniyetin birçok nimetinden mahrum yaşayan köyde hayat sessiz sedasız sürüp gider. Eğitmen Rıza, kendi hocası Rauf Efendi’den etkilenmiştir. Köye kil ve üzüm satmaya gelenlerden esinlenerek bir plan yapar ve bunu muhtara açar. Muhtar, herkesin onayının alınması gerektiğini söyler. Köyün biraz uzağında, taşlarla kaplı olduğu için hiçbir işe yaramadığı düşünülen purluk denilen araziyi çevirmeye karar verirler. 120 dönümlük taşlık alanı üç yıl içinde üzüm bağına dönüştürürler. Her aileye iki dönüm düşer. Kır Abbas gönüllü bekçi olur. Bir de kuyu kazarlar. Her şey yolunda giderken köye kadastro ekibi gelir. Köylüler onları altı gün ağırlar. Bu sırada kültür ve eğitim farkı, köylülerle memurlar arasında hem gülünç hem düşündürücü çatışmalara yol açar. Bilirkişiler köy merası ile hazine arazilerini belirler. Sıra bağ yapılan purluğa gelince köylüler, saflıkla orayı nasıl işlediklerini anlatırlar. Ancak bu anlatım yüzünden bağlar hazine malı olarak kaydedilir. Bir süre sonra köye mal müdürü gelir. Kadastrocular köydeyken meteorolojiye ait bir cihazın purluğa düştüğü öğrenilir. Köylüler cihazı bilmedikleri
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 18:04
Kapitalizm nedir ne değildir tüm çıplaklığı ile görüyoruz. Kitabı dili sade anlatımı basit ama konusu da bir o kadar derindir. Her sayfasında acıyı, hüznü, çaresizlikleri kemiklerine kadar hissediyorsunuz. Bu kitabın yazılmasından sonra Amerika’da besin kontrol yasasının çıkmasına vesile olduğu söylenmektedir. Bundan sonrasında spoiler içerir Kitabımız Litavanya’dan Amerika’ya ailesi ile birlikte göç eden Jurgis ve ailesinin umutla başlayan ailesinin dağılmasıyla biten bir kitabı okuyoruz. Amerika duydukları gibi çok paralar kazanacakları ve zengin olacakları bir ülke olmadığını oraya vardıklarından anlayacaklar. O zamanlar iş aslanın ağzında olup iş bulmanın çok zordur. İlk gittikleri zaman ellerindeki paralarla ev sahibi olmak isterken emlakçı tarafından dolandırılırlar. Göç ettiklerinde 12 kişi aile zamanla parçalanır. İlk büyükbabası kötü çalışma koşuları sebebiyle hastalanır ve hayatını kaybeder. Kaybedilen her birey aynı zamanda daha çok çalışmaları anlamına gelir çünkü kazandıkları para hayatlarını idame ettirecek kadar yetmektedir. Mezbahalarda çalışanlar için herhangi bir tedbir alınmadan günde 12 13 saat kadar çalışılmaktadır. Mezbaha tek amaç vardır üretimin devam etmesidir hayvanın hastalık olması ya da hayvanını keserken kopan çalışan parmakları olması önemli değildir. Patronlar için ucuz iş gücü ile çok paralar kazanmaktadır. Gel zaman git zaman sezon sona erdiğinde işsizlik gerçeği ile karşı karşıya kalır aile. Kitapta gördüğünüz haksızlıklar, soğuk, çaresizlik kalbiniz işlemektedir. Kız kardeşini patronu tarafından taciz edildiğini öğrenen kahramanımız patronu döver ve ceza evine atılır. Ceza evinden çıktıktan sonra ailesi kaldığı eve gider ama kaldığı evde başkaları oturmaktadır çünkü evin taksiti ödenmemiştir. Ailesi bulduğu zaman karısı çatı
Şikago MezbahalarıUpton Sinclair · Sel Yayıncılık · 20261,181 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·392 syf.··
2020 394. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2020 11:28
Yazara küçük kasabaları ve hayatını özendiren öyle bir kitap yaz ki insanlar buraya göç etsin diye sipariş etseler, ancak bu kadar olurdu. Kendimi çoğu zaman kasaba tanıtım filmi izliyor gibi hissettim ve neredeyse ver elini Kalifornia diyecektim. Eşi silahlı bir soygunda öldürülen ebe hemşire Mel' in Los Angeles'tan Kuzey Kaliforniya'daki ücra bir kasabaya olan Virgin River ' e acısını unutmak ve yeni bir başlangıç yapmak amacıyla taşınması ve burada kasabanın eski denizci - bar sahibi Jack ' e aşık olması hikaye ediliyordu, fakat dediğim gibi hep kasaba hayatının samimiyeti ve doğa ön plandaydı. Bir ara kasabanın temiz dağ havasını soluduğumu bile düşündüm ki bu sonbaharda gölün karşısından gelen çam kokusu esintisiydi. Bu arada Virgin River adında bir dizi de varmış Netflix' de.
Aşk YenidenRobyn Carr · Epsilon Yayınları · 2012146 okunma
10/10
·79 syf.··
2019 39. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2019 01:21
Tam şiir kitabım bitti diye üzülüyorum ama her defasında kitaplıktan bir tane çıkıyor. O çok istediği bayramlık ayakkabılar ya da şeker alınmış çocuk gibi mutlu oluyorum sonra. Şiirler ki bir insanın kendinden kendine kaçışıdır. Kendini kendisine kabul ettirmesidir insanın. Neyse geçelim bu faslı. Şimdi herkes sanıyor ki alıntılarımdan dolayı bir aşk şiiri kitabı bitirdim. Hemen yanlış algıyı ortadan kaldırayım. Şair, 1959'da Sivas şehrinin Şarkışla ilçesinin, Akçasu köyünde doğmuş. Ortaokul ikinci sınıfa kadar okuyabilmiş ve sene 1973'ü gösterdiğinde ailesi ile Almanya'ya göç etmiş. Kitabın ismi de buradan geliyor. Şair Almanya'ya metal işçisi olarak gidiyor. Gece - gündüz demeden, karısına, oğluna, kızına hasret hem işte çalışıyor hem yaşamaya çalışıyor. Hatta çocuklarına olan özlemini bir şiirde şu dizeler ile ifade ediyor şair : " Bağışla beni Anlayamadım Anlayamadım Annenin kulağına Bir şeyler fısıldarken Büyümüş olduğunu".. Şair şiirlerinde işçilerin yaşadığı zorluklara da değinmiş ve günümüz sorunu olan makineleşmeyi şu dizeler ile dile getirmiş ; "Şimdi dünyanın En modern makinesinin önünde Hem de Dünyanın en vahşi Kapitalizminin Göbeğinde Ücretli bir köle".. Bir diğer şiirinde ise Nazım Hikmet Ran'a şu dizeler ile yakınıyor; "Usta ben makineleştim Makine çalışıyor Ben yoruluyorum Makine çalışıyor Beynimle Bedenimle
1000Kitap
Göçmen TürküsüHasan Savaş · Kora Yayın  · 20002 okunma